بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
فَإِنَّهُمۡ لَأٓكِلُونَ مِنۡهَا فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ ٦٦
Her halde onlar ondan yiyeceklerdir. Yiyecekler de ondan karınlarını dolduracaklardır.
İşte cehennemlikler bundan yer ve karınlarını bununla doldururlar.
Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır.
ثُمَّ إِنَّ لَهُمۡ عَلَيۡهَا لَشَوۡبٗا مِّنۡ حَمِيمٖ ٦٧
Sonra üzerine onların hamîmden bir haşlamaları vardır.
Sonra, bu yemeğin üzerine kaynar su katılmış içki onlar içindir.
Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır.
ثُمَّ إِنَّ مَرۡجِعَهُمۡ لَإِلَى ٱلۡجَحِيمِ ٦٨
Sonra da dönümleri şüphesiz ki cehennemedir.
Sonra dönüşleri yine cehennemedir.
Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir.
إِنَّهُمۡ أَلۡفَوۡاْ ءَابَآءَهُمۡ ضَآلِّينَ ٦٩
Çünkü onlar babalarını dalâlette buldular.
Çünkü onlar atalarını sapık yolda buldular.
Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.
فَهُمۡ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمۡ يُهۡرَعُونَ ٧٠
Şimdi de onların izlerince koşturuyorlar.
Öyle iken yine de düşünmeden atalarının peşinden koşuyorlardı.
Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler.
وَلَقَدۡ ضَلَّ قَبۡلَهُمۡ أَكۡثَرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ٧١
Hakikat onlardan evvel eskilerin ekserisi dalâlette idi.
Andolsun onlardan öncekilerinin çoğu da sapmıştır.
Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ ٧٢
Celâlim Hakk’ı için içlerinde inzar edici peygamberler de gönderdik.
Biz onların içine de uyarıcılar göndermiştik.
Andolsun, biz onlara da uyarıcılar göndermiştik.
فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُنذَرِينَ ٧٣
Sonra da bak o inzar edilenlerin akibeti nasıl oldu?
Bak, o uyarılanların sonu nice oldu.
Bak, uyarılanların sonu nasıl oldu!
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ ٧٤
Ancak Allah’ın ihlâs ile seçilen kulları başka.
Ancak, Allah'a gönülden bağlı kullar o azabın dışında kaldı.
Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka.
وَلَقَدۡ نَادَىٰنَا نُوحٞ فَلَنِعۡمَ ٱلۡمُجِيبُونَ ٧٥
Celâlim Hakk’ı için bize Nuh nidâ etmişti, biz de hakikat ne güzel mücîbiz.
Andolsun Nuh bize dua etmişti de ne güzel kabul etmiştik.
Andolsun, Nûh bize dua edip seslenmişti. Biz ne güzel cevap vereniz!
وَنَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ ٧٦
Hem onu ve ehlini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.