بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ ٣٢
Ve lâkin yalan dedi ve döndü.
Tersine inkâr etti ve sırt çevirdi.
Fakat yalanlamış ve yüz çevirmişti.
ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ ٣٣
Sonra da gerneşe gerneşe ehline gitti.
Sonra çalım satarak ailesinin yanına döndü.
Sonra da kasıla kasıla ailesine gitmişti.
أَوۡلَىٰ لَكَ فَأَوۡلَىٰ ٣٤
Gerektir sana o belâ gerek.
Vay başına geleceklere!
(34-35) “Bu azap sana lâyıktır, lâyık! Evet, lâyıktır sana, lâyık!” denecektir.
ثُمَّ أَوۡلَىٰ لَكَ فَأَوۡلَىٰٓ ٣٥
Evet, gerektir sana o belâ gerek.
Yine vay başına geleceklere!
(34-35) “Bu azap sana lâyıktır, lâyık! Evet, lâyıktır sana, lâyık!” denecektir.
أَيَحۡسَبُ ٱلۡإِنسَٰنُ أَن يُتۡرَكَ سُدًى ٣٦
Sanır mı insan muhmel bırakıla.
İnsanoğlu, başıboş bırakılacağını mı sanıyor?
İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder.
أَلَمۡ يَكُ نُطۡفَةٗ مِّن مَّنِيّٖ يُمۡنَىٰ ٣٧
Değil miydi bir nutfe dökülen menîden?
O fışkıran meniden oluşmuş bir sperma değil miydi?
O dökülen meniden ibaret az bir su değil miydi?
ثُمَّ كَانَ عَلَقَةٗ فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ ٣٨
Sonra bir aleka, oldu derken biçimine koydu, derken tesviye etti de.
Sonra embriyoya dönüştü, sonra Allah onu yaratıp biçimlendirdi.
Sonra bu, bir “alaka” oldu. Derken Allah onu yaratıp güzelce şekillendirdi.
فَجَعَلَ مِنۡهُ ٱلزَّوۡجَيۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰٓ ٣٩
Yapdı ondan da iki eşi: erkek ve dişi.
Sonra ondan erkek ve dişi çiftler türetti.
Nihayet ondan da erkek ve dişi iki eşi var etti.
أَلَيۡسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحۡـِۧيَ ٱلۡمَوۡتَىٰ ٤٠
O, ölüleri diriltmeye kadir değil mi?
Bunları yapan Allah, ölüleri diriltemez mi?
Şimdi, bunları yapan Allah’ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?