بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

قَالُواْ لَا تَوۡجَلۡ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٖ ٥٣

Korkma, dediler: biz sana Alim bir oğul tebşir ediyoruz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar «Korkma, biz sana bilgin bir oğlun olacağını müjdeliyoruz.»

– Seyyid Kutub

Onlar, “Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz” dediler.

– Diyanet İşleri

قَالَ أَبَشَّرۡتُمُونِي عَلَىٰٓ أَن مَّسَّنِيَ ٱلۡكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ ٥٤

Beni mi, dedi: tebşir ettiniz? Bana ihtiyarlık gelip çatmışken, artık beni ne suretle tebşir edersiniz?

– Elmalılı Hamdi Yazır

İbrahim «Hayli ilerlemiş yaşıma rağmen mi bana bu müjdeyi veriyorsunuz? O halde neye dayanarak müjde veriyorsunuz?» dedi.

– Seyyid Kutub

İbrahim, “Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?” dedi.

– Diyanet İşleri

قَالُواْ بَشَّرۡنَٰكَ بِٱلۡحَقِّ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلۡقَٰنِطِينَ ٥٥

Seni dediler: emri hakkile tebşir ettik, onun için ümidi kesenlerden olma.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar dediler ki «Sana bu müjdeyi gerçeğe dayanarak veriyoruz, sakın umutsuzlardan olma.»

– Seyyid Kutub

“Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma” dediler.

– Diyanet İşleri

قَالَ وَمَن يَقۡنَطُ مِن رَّحۡمَةِ رَبِّهِۦٓ إِلَّا ٱلضَّآلُّونَ ٥٦

Rabbin’in rahmetinden, dedi: sapkınlardan başka kim ümidi keser?

– Elmalılı Hamdi Yazır

İbrahim, «sapıklardan başka kim Allah'ın rahmetinden ümit keser» dedi.

– Seyyid Kutub

Dedi ki: “Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?”

– Diyanet İşleri

قَالَ فَمَا خَطۡبُكُمۡ أَيُّهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ ٥٧

Ey mürseller, dedi: bunu müteakıb memuriyyetiniz nedir?

– Elmalılı Hamdi Yazır

İbrahim; «Ey elçiler göreviniz nedir?» dedi.

– Seyyid Kutub

İbrahim, “Ey Elçiler! Göreviniz nedir?” dedi.

– Diyanet İşleri

قَالُوٓاْ إِنَّآ أُرۡسِلۡنَآ إِلَىٰ قَوۡمٖ مُّجۡرِمِينَ ٥٨

Haberin olsun dediler: biz mücrim bir kavme gönderildik.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar dediler ki, «Biz günahkâr bir topluma gönderildik.

– Seyyid Kutub

Şöyle dediler: “Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik.

– Diyanet İşleri

إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمۡ أَجۡمَعِينَ ٥٩

Ancak ali Lût müstesna biz onların hepsini behemehal kurtaracağız.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Yalnız Lût'un bağlıları ile ailesi hariç; onların tümünü kurtaracağız.

– Seyyid Kutub

(59-60) Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.

– Diyanet İşleri

إِلَّا ٱمۡرَأَتَهُۥ قَدَّرۡنَآ إِنَّهَا لَمِنَ ٱلۡغَٰبِرِينَ ٦٠

Ancak karısını takdir ettik o muhakkak kalacaklardandır.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Yalnız Lût'un eşi hariç, onun geride kalanlar arasında olmasını uygun gördük.

– Seyyid Kutub

(59-60) Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.

– Diyanet İşleri

فَلَمَّا جَآءَ ءَالَ لُوطٍ ٱلۡمُرۡسَلُونَ ٦١

Bunun üzerine vaktâ ki âli Lût’a mürseller geldiler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Bu elçiler Lût'un evine geldiklerinde.

– Seyyid Kutub

(61-62) Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince, Lût onlara, “Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi.

– Diyanet İşleri

قَالَ إِنَّكُمۡ قَوۡمٞ مُّنكَرُونَ ٦٢

Siz, dedi: cidden ürkülecek bir kavmsiniz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Lût; «Siz benim tanımadığım kimselersiniz» dedi.

– Seyyid Kutub

(61-62) Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince, Lût onlara, “Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi.

– Diyanet İşleri

قَالُواْ بَلۡ جِئۡنَٰكَ بِمَا كَانُواْ فِيهِ يَمۡتَرُونَ ٦٣

Yok dediler biz sana onların şekkedip durduklarını getirdik.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar dediler ki; «Biz sana soydaşlarının kuşku ile karşıladıkları ilahi azabı haber vermeye geldik.»

– Seyyid Kutub

Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.”

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00