بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُواْ ٱلصَّخۡرَ بِٱلۡوَادِ ٩
Ve vâdilerde kayaları kesen Semûd’a.
Vadide kayaları oyarak evler yapan Semud kavmine?
(Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semûd'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?
وَفِرۡعَوۡنَ ذِي ٱلۡأَوۡتَادِ ١٠
Ve o kazıkların sâhibi Firavun’a.
ve kazıklar sahibi Firavun'a.
(Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semûd'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?
ٱلَّذِينَ طَغَوۡاْ فِي ٱلۡبِلَٰدِ ١١
Onlar ki o memleketlerde tuğyan etmişlerdi de
Bunlar ülkelerinde azmışlardı.
Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi.
فَأَكۡثَرُواْ فِيهَا ٱلۡفَسَادَ ١٢
onlarda fesâdı çoğaltmışlardı.
Oralarda çok kötülük etmişlerdi.
Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi.
فَصَبَّ عَلَيۡهِمۡ رَبُّكَ سَوۡطَ عَذَابٍ ١٣
Onun için Rabbin de üzerlerine bir azab kamçısı yağdırıverdi.
Bu yüzden Rabbin onların üzerine azab kırbacını çarptı
Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı.
إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلۡمِرۡصَادِ ١٤
Şüphesiz ki Rabbin öyle mirsâd ile gözetmektedir.
Çünkü Rabbin her an gözetlemektedir.
Şüphesiz Rabbin, gözetlemededir.
فَأَمَّا ٱلۡإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكۡرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَكۡرَمَنِ ١٥
Amma insan, her ne zaman Rabbi onu imtihan edip de ona ikram eyler, ona nimetler verirse, o vakit “Rabbim bana ikram etti” der.
Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman o: «Rabbim beni şerefli kıldı» der.
İnsan ise; Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, "Rabbim bana ikram etti" der.
وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيۡهِ رِزۡقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَهَٰنَنِ ١٦
Amma her ne zaman da imtihan edip rızkını daraltırsa o vakit de “Rabbim bana ihânet etti” der.
Fakat onu sınamak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiği zaman: «Rabbim bana hor baktı» der.
Ama onu deneyip rızkını daraltınca da, "Rabbim beni aşağıladı" der.
كـَلَّاۖ بَل لَّا تُكۡرِمُونَ ٱلۡيَتِيمَ ١٧
Hayır hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.
Hayır yetime karşı cömert davranmıyorsunuz.
Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz.
وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ ١٨
Ve birbirinizi miskini it‘âma teşvik eylemiyorsunuz.
Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi özendirmiyorsunuz.
Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
وَتَأۡكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكۡلٗا لَّمّٗا ١٩
Hâlbuki mîrâsı öyle bir yiyiş yiyorsunuz ki dermecesine.
Size kalan mirası hak gözetmeden yiyorsunuz.
Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz.