بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَسۡرِ ٤
Ve geceye: geçeceği sıra.
Gitmekte olan geceye.
Geçip giden geceye andolsun (ki, müşrikler azaba uğrayacaklardır).
هَلۡ فِي ذَٰلِكَ قَسَمٞ لِّذِي حِجۡرٍ ٥
Nasıl bunlarda bir akıl sahibi için bir kasem var değilmi?
Ki bunlarda akıl sahipleri için birer yemin değeri var.
Şüphesiz bunlarda, akıl sahibi bir kimse için üzerine yemin edilmeye değer bir özellik vardır.
أَلَمۡ تَرَ كَيۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ ٦
Görmedin mi Rabbin nasıl yaptı Ade?
Görmedin mi Rabbin ne yaptı Ad kavmine?
(6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd’un kavmi) Âd’e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e, vadide kayaları oyan (Salih’in kavmi) Semûd’a, kazıklar sahibi Firavun’a ne yaptığını görmedin mi?
إِرَمَ ذَاتِ ٱلۡعِمَادِ ٧
İreme zâtilimâde.
Yüksek sütunlu İrem'e.
(6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd’un kavmi) Âd’e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e, vadide kayaları oyan (Salih’in kavmi) Semûd’a, kazıklar sahibi Firavun’a ne yaptığını görmedin mi?
ٱلَّتِي لَمۡ يُخۡلَقۡ مِثۡلُهَا فِي ٱلۡبِلَٰدِ ٨
- Ki o beldeler içinde misli yaratilmamıştı -.
Ki ülkeler arasında onun eşi yaratılmamıştı.
(6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd’un kavmi) Âd’e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e, vadide kayaları oyan (Salih’in kavmi) Semûd’a, kazıklar sahibi Firavun’a ne yaptığını görmedin mi?
وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُواْ ٱلصَّخۡرَ بِٱلۡوَادِ ٩
Ve vâdîlerde kayaları kesen Semû’de.
Vadide kayaları oyarak evler yapan Semud kavmine?
(6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd’un kavmi) Âd’e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e, vadide kayaları oyan (Salih’in kavmi) Semûd’a, kazıklar sahibi Firavun’a ne yaptığını görmedin mi?
وَفِرۡعَوۡنَ ذِي ٱلۡأَوۡتَادِ ١٠
Ve o kazıkların sahibi Firavun’a.
ve kazıklar sahibi Firavun'a.
(6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd’un kavmi) Âd’e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e, vadide kayaları oyan (Salih’in kavmi) Semûd’a, kazıklar sahibi Firavun’a ne yaptığını görmedin mi?
ٱلَّذِينَ طَغَوۡاْ فِي ٱلۡبِلَٰدِ ١١
Onlar ki memleketlerde tuğyan etmişlerdi de.
Bunlar ülkelerinde azmışlardı.
(11-12) Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi.
فَأَكۡثَرُواْ فِيهَا ٱلۡفَسَادَ ١٢
Onlarda fesadı çoğaltmışlardı.
Oralarda çok kötülük etmişlerdi.
(11-12) Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi.
فَصَبَّ عَلَيۡهِمۡ رَبُّكَ سَوۡطَ عَذَابٍ ١٣
Onun için Rabbin de üzerlerine bir azâb kamçısı yağdırıverdi.
Bu yüzden Rabbin onların üzerine azab kırbacını çarptı
Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı.
إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلۡمِرۡصَادِ ١٤
Şüphesizki Rabbin öyle mırsad ile gözetmektedir.
Çünkü Rabbin her an gözetlemektedir.
Şüphesiz Rabbin, gözetlemededir.