بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَكُلًّا نَّقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلرُّسُلِ مَا نُثَبِّتُ بِهِۦ فُؤَادَكَۚ وَجَآءَكَ فِى هَٰذِهِ ٱلْحَقُّ وَمَوْعِظَةٌ وَذِكْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ ﴿١٢٠

Peygamberin haberlerinden kalbini tesbit edeceğimiz her türlüsünü sana kıssa olarak anlatıyoruz, bu Sûre’de de sana hak ve mü'minlere bir mevıza ve tezkir geldi.

— Elmalılı Hamdi Yazır

Peygamberlerin haberlerinden hepsini senin kalbini bunlarla pekiştirmek için sana anlatıyoruz. Bununla sana hak, mü'minlere de öğüt ve nasihat geldi.

— İbni Kesir

(Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak, mü’minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir.

— Diyanet İşleri

Peygamberlerin haberlerinden — onunla kalbini (tatmin ve) tesbîit edeceğimiz — her çeşidini sana kıssa olarak anlatıyoruz. Bunda, (bu sûre ile) de sana hak ve mü'minlere bir öğüd ve bir muhtıra gelmişdir.

— Hasan Basri Çantay

Sana anlattığımız, önceki peygamberlerin hayatına ilişkin her olay, gönlünü ferahlatmayı ve azmini pekiştirmeyi amaçlıyor. Bu hikâyeler sana gerçeği ilettikleri gibi mü'minler için de öğüt ve hatırlatma niteliğindedirler.

— Seyyid Kutub

وَقُل لِّلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ ٱعْمَلُواْ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ إِنَّا عَٰمِلُونَ ﴿١٢١

İman etmeyenlere de de ki : siz yerinizde sayarak yapacağınızı yapın her halde biz çalışıyoruz.

— Elmalılı Hamdi Yazır

İnanmayanlara de ki: Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız.

— İbni Kesir

İman etmeyenlere de ki: “Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız.”

— Diyanet İşleri

Îman etmeyeceklere de ki: «Elinizden, gücünüzden geleni yapın. Biz de şübhesiz çalışıcılarız».

— Hasan Basri Çantay

İnanmayanlara de ki; 'Siz bildiğiniz gibi hareket ediniz, biz de bildiğimiz gibi hareket edelim. '

— Seyyid Kutub

وَٱنتَظِرُوٓاْ إِنَّا مُنتَظِرُونَ ﴿١٢٢

ᅠVe gözetin herhalde biz gözetiyoruz.

— Elmalılı Hamdi Yazır

Bekleyin, biz de bekleyeceğiz.

— İbni Kesir

“Bekleyin, biz de bekleyeceğiz.”

— Diyanet İşleri

«Siz gözetleyin, biz de her halde gözetleyiciyiz».

— Hasan Basri Çantay

Bekleyiniz bakalım, biz de bekliyoruz.

— Seyyid Kutub

وَلِلَّهِ غَيْبُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَإِلَيْهِ يُرْجَعُ ٱلْأَمْرُ كُلُّهُۥ فَٱعْبُدْهُ وَتَوَكَّلْ عَلَيْهِۚ وَمَا رَبُّكَ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ ﴿١٢٣

Bununla beraber göklerin Yerin gaybi, Allah’ın'dır, emrin de hepsi ona irca olunur, yalnız ona ibadet et ve ona tevekkül kıl, Rabbin ne yaptığınızdan ve yapacağınızdan gafil değil.

— Elmalılı Hamdi Yazır

Göklerin ve yerin gaybı Allah'ındır. Bütün işler O'na döndürülür. Öyleyse O'na ibadet et ve O'na tevekkül et. Rabbın; yaptıklarınızdan gafil değildir.

— İbni Kesir

Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur. Bütün işler O’na döndürülür. Öyle ise O’na kulluk et ve O’na tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.

— Diyanet İşleri

«Göklerin ve yerin (sırr-ı) ğaybı Allahındır. Her iş Ona döndürülür, öyle ise Ona ibâdet et, Ona güvenib dayan. Senin Rabbin yapmakda olduğunuz şeylerden gaafil (ve habersiz) değildir».

— Hasan Basri Çantay

Göklere ve yere ilişkin bilinmezliklerin (gaybın) bilgisi Allah'ın tekelindedir. Her işin kesin çözüm mercii O'dur. Öyleyse sırf O'na kulluk sun, yalnız O'na dayan; Rabbın onların neler yaptıklarından habersiz değildir.

— Seyyid Kutub

AYARLAR