بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

يُطَافُ عَلَيۡهِم بِصِحَافٖ مِّن ذَهَبٖ وَأَكۡوَابٖۖ وَفِيهَا مَا تَشۡتَهِيهِ ٱلۡأَنفُسُ وَتَلَذُّ ٱلۡأَعۡيُنُۖ وَأَنتُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ ٧١

Altından tepsiler ve küplerle üzerlerine dönülür dolaşır, nefislerin hoşlanacağı, gözlerin lezzet alacağı şeyler hep orada ve siz orada muhalledsiniz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Onların önünde altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canların çektiği, gözlerin hoşlandığı herşey var. Ve siz, orada ebedi kalacaksınız.

– Seyyid Kutub

Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada ebedî olarak kalacaksınız.

– Diyanet İşleri

وَتِلۡكَ ٱلۡجَنَّةُ ٱلَّتِيٓ أُورِثۡتُمُوهَا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٧٢

Ve işte bu, sizin çalıştığınız ameller sebebiyle vâris kılındığınız cennet.

– Elmalılı Hamdi Yazır

İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur.

– Seyyid Kutub

İşte bu, yapmakta olduklarınıza karşılık size mîras verilen cennettir.

– Diyanet İşleri

لَكُمۡ فِيهَا فَٰكِهَةٞ كَثِيرَةٞ مِّنۡهَا تَأۡكُلُونَ ٧٣

Sizin için onda çok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Orada sizin için bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz

– Seyyid Kutub

Orada sizin için bol bol meyve var, onlardan yersiniz.

– Diyanet İşleri

إِنَّ ٱلۡمُجۡرِمِينَ فِي عَذَابِ جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ ٧٤

Haberiniz olsun ki mücrimler cehennem azâbında muhalleddirler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Suçlular, cehennem azabında ebedi kalacaklardır.

– Seyyid Kutub

Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır.

– Diyanet İşleri

لَا يُفَتَّرُ عَنۡهُمۡ وَهُمۡ فِيهِ مُبۡلِسُونَ ٧٥

Kendilerinden o azâb gevşetilmez ve onlar onun içinde her ümidi kesmişlerdir.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Kendilerinden azab hiç hafiflemeyecektir. Onlar azab içinde ümitsizdirler.

– Seyyid Kutub

Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde ümitsizdirler.

– Diyanet İşleri

وَمَا ظَلَمۡنَٰهُمۡ وَلَٰكِن كَانُواْ هُمُ ٱلظَّٰلِمِينَ ٧٦

Ve biz onlara zulmetmemişizdir ve lâkin kendileri zalim idiler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Biz onlara zulmetmedik; fakat onlar kendileri zalim idiler

– Seyyid Kutub

Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendileri zâlim idiler.

– Diyanet İşleri

وَنَادَوۡاْ يَٰمَٰلِكُ لِيَقۡضِ عَلَيۡنَا رَبُّكَۖ قَالَ إِنَّكُم مَّٰكِثُونَ ٧٧

Ve şöyle çığrışmaktadırlar: ya mâlik! Rabbin işimizi bitiriversin, o demiştir ki: her halde siz duracaksınız.

– Elmalılı Hamdi Yazır

«Ey Malik! Rabbin bizim işimizi bitirsin!» diye seslenirler. Malik de «Siz böyle kalacaksınız» der.

– Seyyid Kutub

(Görevli meleğe şöyle seslenirler:) “Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin.” O da, “Siz hep böyle kalacaksınız” der.

– Diyanet İşleri

لَقَدۡ جِئۡنَٰكُم بِٱلۡحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَكُمۡ لِلۡحَقِّ كَٰرِهُونَ ٧٨

Celâlim Hakk’ı için biz size Hakk’ı gönderdik ve lâkin ekseriniz Hakk’ı hoşlanmayanlarsınız.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Andolsun biz size hakkı getirdik; fakat sizin çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.

– Seyyid Kutub

Andolsun, size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız.

– Diyanet İşleri

أَمۡ أَبۡرَمُوٓاْ أَمۡرٗا فَإِنَّا مُبۡرِمُونَ ٧٩

İşi sıkı mı büktüler, fakat işte sıkı büken biziz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Yoksa bir işe mi karar verdiler? Doğrusu Biz de kararlıyız.

– Seyyid Kutub

Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız.

– Diyanet İşleri

أَمۡ يَحۡسَبُونَ أَنَّا لَا نَسۡمَعُ سِرَّهُمۡ وَنَجۡوَىٰهُمۚ بَلَىٰ وَرُسُلُنَا لَدَيۡهِمۡ يَكۡتُبُونَ ٨٠

Yoksa biz onların sirlerini ve fısıltılarını işitmeyiz mi sanıyorlar? Hayır işitiriz hem de yanlarında elçilerimiz vardır yazarlar.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Yoksa bizim, kendilerinin sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Aksine işitiriz ve yanlarındaki elçilerimiz yazmaktadırlar.

– Seyyid Kutub

Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil, yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar.

– Diyanet İşleri

قُلۡ إِن كَانَ لِلرَّحۡمَٰنِ وَلَدٞ فَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلۡعَٰبِدِينَ ٨١

De ki: Rahman’ın bir veledi olsa ben ona tapanların birincisi olurdum.

– Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: «Eğer Rahman'ın çocuğu olsaydı O'na tapanlardan ilki ben olurdum.»

– Seyyid Kutub

(Ey Muhammed!) De ki: “Eğer Rahmân’ın bir çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum.”

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00