بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

يُؤۡفَكُ عَنۡهُ مَنۡ أُفِكَ ٩

Ondan çevirilen çevrilir.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Çevrilen, ondan çevriliyor.

– Seyyid Kutub

Ondan (Peygamber’den) çevrilen çevrilir.

– Diyanet İşleri

قُتِلَ ٱلۡخَرَّٰصُونَ ١٠

O kahrolası yalancılar.

– Elmalılı Hamdi Yazır

O çeşitli görüşleri atan yalancılar kahrolsun.

– Seyyid Kutub

(10-11) Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve “Muhammed şairdir, delidir” diyen) yalancılar kahrolsun!

– Diyanet İşleri

ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي غَمۡرَةٖ سَاهُونَ ١١

O sarhoşluk içinde yaptığını bilmezler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar aptallık içinde ne yaptıklarını bilmezler.

– Seyyid Kutub

(10-11) Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve “Muhammed şairdir, delidir” diyen) yalancılar kahrolsun!

– Diyanet İşleri

يَسۡـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوۡمُ ٱلدِّينِ ١٢

Soruyorlar: ne zaman o ceza günü? (yevmi dîn).

– Elmalılı Hamdi Yazır

Ceza günü ne zaman? diye sorarlar.

– Seyyid Kutub

“Ceza günü ne zaman?” diye sorarlar.

– Diyanet İşleri

يَوۡمَ هُمۡ عَلَى ٱلنَّارِ يُفۡتَنُونَ ١٣

Ateş üzerinde kıvranacakları gün.

– Elmalılı Hamdi Yazır

O gün onların ateşe sokulacakları gündür.

– Seyyid Kutub

(13-14) Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur.”

– Diyanet İşleri

ذُوقُواْ فِتۡنَتَكُمۡ هَٰذَا ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تَسۡتَعۡجِلُونَ ١٤

Tadın diye fitnenizi: bu, işte o sizin acele istediğiniz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Azabımızı tadın! Acele gelmesini beklediğiniz şey budur işte denir.

– Seyyid Kutub

(13-14) Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur.”

– Diyanet İşleri

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي جَنَّٰتٖ وَعُيُونٍ ١٥

Şüphesiz ki müttekiler cennetlerde pınar başlarındadır.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, cennetlerde, pınar başlarındadırlar.

– Seyyid Kutub

(15-16) Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi.

– Diyanet İşleri

ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَبۡلَ ذَٰلِكَ مُحۡسِنِينَ ١٦

Alarak Rableri’nin kendilerine verdiğini, çünkü onlar bundan evvel güzellik yapmayı âdet edinmişlerdi.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Rab'lerinin, kendilerine verdiğini alırlar. Çünkü onlar bundan önce de güzel davranırlardı.

– Seyyid Kutub

(15-16) Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi.

– Diyanet İşleri

كَانُواْ قَلِيلٗا مِّنَ ٱلَّيۡلِ مَا يَهۡجَعُونَ ١٧

Geceden pek az uyuyorlardı.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Geceleri pek az uyurlardı.

– Seyyid Kutub

Geceleri pek az uyurlardı.

– Diyanet İşleri

وَبِٱلۡأَسۡحَارِ هُمۡ يَسۡتَغۡفِرُونَ ١٨

Ve seher vakitleri hep istiğfar ederlerdi.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Seher vaktinde de istiğfar ederlerdi.

– Seyyid Kutub

Seherlerde bağışlama dilerlerdi.

– Diyanet İşleri

وَفِيٓ أَمۡوَٰلِهِمۡ حَقّٞ لِّلسَّآئِلِ وَٱلۡمَحۡرُومِ ١٩

Ve mallarında sâil ve mahrum için bir hak vardı.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Mallarında dilenci ve yoksul için bir hak vardı.

– Seyyid Kutub

Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00