بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَفَبِهَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ أَنتُم مُّدۡهِنُونَ ٨١
Şimdi bu kelâma siz yağ mı süreceksiniz?
Şimdi siz bu sözü bu mesajı hafife mi alıyorsunuz?
(81-82) Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah’ın verdiği rızka O’nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?
وَتَجۡعَلُونَ رِزۡقَكُمۡ أَنَّكُمۡ تُكَذِّبُونَ ٨٢
Ve rızkınızı tekzibiniz mi kılacaksınız?
Yalanlamayı kendinize rızık ve ileriye dönük birikim mi yapıyorsunuz?
(81-82) Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah’ın verdiği rızka O’nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?
فَلَوۡلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلۡحُلۡقُومَ ٨٣
O halde hadisenize can hulkuma geldiği vakit.
Canın boğaza dayandığı an var ya,
Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize!
وَأَنتُمۡ حِينَئِذٖ تَنظُرُونَ ٨٤
Ki siz o vakit bakar durursunuz.
O sırada sizler gözlerinizi o can çekişen adama dikersiniz.
Oysa siz o zaman bakıp durursunuz.
وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَيۡهِ مِنكُمۡ وَلَٰكِن لَّا تُبۡصِرُونَ ٨٥
Biz ise ona sizden yakınizdir ve lâkin görmezsiniz.
Biz ona sizden daha yakınız, ama siz göremezsiniz.
Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz.
فَلَوۡلَآ إِن كُنتُمۡ غَيۡرَ مَدِينِينَ ٨٦
Evet hadisenize dîne boyun eğmiyecek.
Eğer yeniden diriltilip hesaba çekilmeyecekseniz,
(86-87) Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize!
تَرۡجِعُونَهَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ ٨٧
Ceza çekmiyecekseniz, onu geri çevirsenize! davanızda doğru iseniz.
Eğer söylediğiniz doğru ise o çıkmak üzere olan canı geriye döndürsenize!
(86-87) Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize!
فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ ٨٨
Amma o mukarrebînden ise artık.
Eğer ölmek üzere olan kişi Allah'a yakın olanlardan ise;
(88-89) Fakat (ölen kişi) Allah’a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.
فَرَوۡحٞ وَرَيۡحَانٞ وَجَنَّتُ نَعِيمٖ ٨٩
Bir revh-u reyhan ve bir cenneti ne'îm.
Esenlik, hoş kokulu çiçekler ve bol nimetli cennet onu bekliyor
(88-89) Fakat (ölen kişi) Allah’a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ ٩٠
Ve amma Ashab-ı yemîn’den ise.
Eğer adam defteri sağdan verileceklerden ise,
(90-91) Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, “Selâm sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!” denir.
فَسَلَٰمٞ لَّكَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ ٩١
Artık selâm sana Ashab-ı yemîn’den.
Defterlerini sağdan alacak olan arkadaşlarının selâmı var sana.
(90-91) Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, “Selâm sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!” denir.