بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَٰقِعٞ ٧

Rabbi’nin azâbı olacak muhakkak.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir.

– Seyyid Kutub

(1-7) Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur”a , yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

– Diyanet İşleri

مَّا لَهُۥ مِن دَافِعٖ ٨

Yoktur onu hiç bir def edecek.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Ona engel olacak bir şey yoktur.

– Seyyid Kutub

Onu geri çevirecek hiçbir şey yoktur.

– Diyanet İşleri

يَوۡمَ تَمُورُ ٱلسَّمَآءُ مَوۡرٗا ٩

O gün ki Semâ bir çalkanış çalkanır.

– Elmalılı Hamdi Yazır

O gün gök, sarsıldıkça çalkalanacak.

– Seyyid Kutub

O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır.

– Diyanet İşleri

وَتَسِيرُ ٱلۡجِبَالُ سَيۡرٗا ١٠

Dağlar da bir yürüyüş yürür.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Dağlar bir yürüyüş yürür ki...

– Seyyid Kutub

Dağlar yürüdükçe yürür.

– Diyanet İşleri

فَوَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ١١

Vay artık o gün o yalan diyenlere.

– Elmalılı Hamdi Yazır

O gün, yalanlayanların vay haline.

– Seyyid Kutub

(11-12) İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay hâline!

– Diyanet İşleri

ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي خَوۡضٖ يَلۡعَبُونَ ١٢

Ki onlar daldıkları bir batakta oynayıp duruyorlar.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Ki onlar o daldıkları batıl içinde oyalanıp duranlardır.

– Seyyid Kutub

(11-12) İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay hâline!

– Diyanet İşleri

يَوۡمَ يُدَعُّونَ إِلَىٰ نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّا ١٣

O gün ki cehenneme bir kakılış kakılacaklar.

– Elmalılı Hamdi Yazır

O gün şöyle denilerek cehennem ateşine itilirler:

– Seyyid Kutub

(13-14) Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir” denilir.

– Diyanet İşleri

هَٰذِهِ ٱلنَّارُ ٱلَّتِي كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ ١٤

İşte diye: bu sizin o yalan deyip durduğunuz ateş.

– Elmalılı Hamdi Yazır

«İşte yalanlayıp durduğunuz cehennem budur!

– Seyyid Kutub

(13-14) Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir” denilir.

– Diyanet İşleri

أَفَسِحۡرٌ هَٰذَآ أَمۡ أَنتُمۡ لَا تُبۡصِرُونَ ١٥

Buda mı sihir? Yoksa siz görmüyorsunuz?

– Elmalılı Hamdi Yazır

Bir büyü müdür bu, yoksa görmüyor musunuz?

– Seyyid Kutub

“Bu Kur’an mı bir büyü imiş, yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?”

– Diyanet İşleri

ٱصۡلَوۡهَا فَٱصۡبِرُوٓاْ أَوۡ لَا تَصۡبِرُواْ سَوَآءٌ عَلَيۡكُمۡۖ إِنَّمَا تُجۡزَوۡنَ مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ١٦

Yaslanın ona bakalım, ister sabredin, ister etmeyin, artık hepsi bir, hep yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Girin ona ister dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Anlattıklarımıza göre cezalandırılacaksınız.»

– Seyyid Kutub

“Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor.”

– Diyanet İşleri

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي جَنَّٰتٖ وَنَعِيمٖ ١٧

Fakat korunan müttakıler cennetler, nimetler içinde.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar da cennetlerde, nimet içindedirler.

– Seyyid Kutub

(17-18) Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00