بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱجۡعَل لِّي وَزِيرٗا مِّنۡ أَهۡلِي ٢٩

Ve bana ehlimden bir vezir ver.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Ailemden bana bir yardımcı armağan et.

– Seyyid Kutub

“Bana ailemden birini yardımcı yap,”

– Diyanet İşleri

هَٰرُونَ أَخِي ٣٠

Kardeşim Harun’u.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Kardeşim Harun'u yani.

– Seyyid Kutub

“Kardeşim Hârûn’u.”

– Diyanet İşleri

ٱشۡدُدۡ بِهِۦٓ أَزۡرِي ٣١

Onunla sırtımı pekit.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Ona arkamı dayayıp güç kazanmamı sağla.

– Seyyid Kutub

“Onunla gücümü artır.”

– Diyanet İşleri

وَأَشۡرِكۡهُ فِيٓ أَمۡرِي ٣٢

Ve onu işimde şerik et.

– Elmalılı Hamdi Yazır

O'nu görevime ortak et.

– Seyyid Kutub

“Onu işime ortak et.”

– Diyanet İşleri

كَيۡ نُسَبِّحَكَ كَثِيرٗا ٣٣

Ki seni çok tesbih edelim.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Böylece seni daha çok noksanlıklardan tenzih edelim.

– Seyyid Kutub

“Seni çok tespih edelim diye”,

– Diyanet İşleri

وَنَذۡكُرَكَ كَثِيرًا ٣٤

Ve çok zikreyleyelim.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Senin adını daha çok analım.

– Seyyid Kutub

“Seni çok zikredelim diye.”

– Diyanet İşleri

إِنَّكَ كُنتَ بِنَا بَصِيرٗا ٣٥

Şüphe yok ki sen bizi görüp duruyorsun.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Kuşku yok ki, biz senin gözetimin altındayız.»

– Seyyid Kutub

“Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin.”

– Diyanet İşleri

قَالَ قَدۡ أُوتِيتَ سُؤۡلَكَ يَٰمُوسَىٰ ٣٦

Haydi! Buyurdu: erdirildin dileğine ya Musâ.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Ey Musa, bu istediklerin sana verilmiştir.

– Seyyid Kutub

Allah, şöyle dedi: “İstediğin sana verildi ey Mûsâ!”

– Diyanet İşleri

وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَيۡكَ مَرَّةً أُخۡرَىٰٓ ٣٧

Şanım Hakk’ı için biz lûtfeylemiştik sana diğer bir def'a daha.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Biz, bundan önce de bir kere daha sana lütufta bulunmuştuk.

– Seyyid Kutub

“Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk.”

– Diyanet İşleri

إِذۡ أَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰٓ أُمِّكَ مَا يُوحَىٰٓ ٣٨

O vakit ki anana verilen şu ilhamı verdik.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Hani, annene şu mesajımızı vahyetmiştik:

– Seyyid Kutub

“Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:”

– Diyanet İşleri

أَنِ ٱقۡذِفِيهِ فِي ٱلتَّابُوتِ فَٱقۡذِفِيهِ فِي ٱلۡيَمِّ فَلۡيُلۡقِهِ ٱلۡيَمُّ بِٱلسَّاحِلِ يَأۡخُذۡهُ عَدُوّٞ لِّي وَعَدُوّٞ لَّهُۥۚ وَأَلۡقَيۡتُ عَلَيۡكَ مَحَبَّةٗ مِّنِّي وَلِتُصۡنَعَ عَلَىٰ عَيۡنِيٓ ٣٩

Onu tabut içine koy da deryayı bırak derya da onu sahile, bıraksın, onu hem bana düşman hem ona düşman biri alsın, ve üzerine benden bir sevgi koydum ki hem nezaretim altında yetiştirilesin.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Musa'yı bir sandukaya koy ve nehre at; nehir onu sahile atsın da oradan onu benim ve kendisinin ortak düşmanımız alsın. Gözümün önünde yetişesin diye seni sevgimin kanatları altına aldım.

– Seyyid Kutub

“Onu (bebek Mûsâ’yı) sandığın içine koy ve denize (Nil’e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Mûsâ, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım.”

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00