بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَمَا تَنَزَّلَتۡ بِهِ ٱلشَّيَٰطِينُ ٢١٠
Ve bunu Şeytanlar indirmedi.
Kur'an, şeytanlar tarafından indirilmiş değildir.
O Kur’an’ı şeytanlar indirmemiştir.
وَمَا يَنۢبَغِي لَهُمۡ وَمَا يَسۡتَطِيعُونَ ٢١١
Bu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez?
Bu onların sıfatları ile bağdaşmaz. Zaten onlar bunu yapamazlar da.
Zaten bu onların harcı değildir, buna güçleri de yetmez.
إِنَّهُمۡ عَنِ ٱلسَّمۡعِ لَمَعۡزُولُونَ ٢١٢
Onlar işitmekten sureti katiyyede azledilmişlerdir.
Çünkü onların vahyi işitmeleri engellenmiştir.
Çünkü onlar (vahyi) işitmekten uzaklaştırılmışlardır.
فَلَا تَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتَكُونَ مِنَ ٱلۡمُعَذَّبِينَ ٢١٣
Binaenaleyh sakın Allah ile beraber diğer bir ilâha çağırma ki o tazib edileceklerden olmayasın.
Sakın Allah'ın yanısıra başka bir ilaha yalvarma; yoksa azaba çarpılanlardan olursun.
Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun!
وَأَنذِرۡ عَشِيرَتَكَ ٱلۡأَقۡرَبِينَ ٢١٤
Hem en yakın hısımlarını inzar et.
Öncelikle en yakın akrabalarını uyar.
(Önce) en yakın akrabanı uyar.
وَٱخۡفِضۡ جَنَاحَكَ لِمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٢١٥
Ve sana ittiba eden mü'minlere kanadını indir.
Sana uyan mü'minlere karşı alçak gönüllülük kanatlarını indir.
Mü’minlerden sana uyanlara kanatlarını indir.
فَإِنۡ عَصَوۡكَ فَقُلۡ إِنِّي بَرِيٓءٞ مِّمَّا تَعۡمَلُونَ ٢١٦
Bunun üzerine sana isyan ederlerse ben sizin amellerinizden beriim de.
Eğer hemşehrilerin sana karşı gelirlerse onlara «Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım» de.
Eğer sana karşı gelirlerse, “Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım” de.
وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱلۡعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ ٢١٧
Ve O, Azîz Rahime mütevekkil ol.
Üstün iradeli ve merhametli olan Allah'a dayan.
(217-219) Namaza kalktığında, seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah’a tevekkül et.
ٱلَّذِي يَرَىٰكَ حِينَ تَقُومُ ٢١٨
O ki görüyor kıyam ettiğin vakit seni.
O seni namaza durduğunda görür.
(217-219) Namaza kalktığında, seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah’a tevekkül et.
وَتَقَلُّبَكَ فِي ٱلسَّٰجِدِينَ ٢١٩
Ve secdekârlar içinde dolaşmanı.
Secde edenler ile birlikte eğilip dikildiğini de görür.
(217-219) Namaza kalktığında, seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah’a tevekkül et.
إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٢٢٠
Çünkü O öyle Semi öyle Alîmdir.
Hiç kuşkusuz O, herşeyi işitir ve herşeyi görür.
Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.