بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَتَدۡعُونَ بَعۡلٗا وَتَذَرُونَ أَحۡسَنَ ٱلۡخَٰلِقِينَ ١٢٥
Bir ba'le mi yalvarıyorsunuz bırakıp da o Ahsen’ül-hâlikîn’i.
Yaratanların en güzeli olan Allah'ı bırakıp da Ba'l putuna mı tapıyorsunuz?
(125-126) “Yaratıcıların en güzelini, sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah’ı bırakarak “Ba’l’e mi tapıyorsunuz?”
ٱللَّهَ رَبَّكُمۡ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ ١٢٦
O Rabb’iniz ve evvelki atalarınızın da Rabb’i olan Allah’ı?
Sizin ve babalarınızın Rabb'i olan Allah'ı terk mi ediyorsunuz?»
(125-126) “Yaratıcıların en güzelini, sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah’ı bırakarak “Ba’l’e mi tapıyorsunuz?”
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ ١٢٧
O vakit onu tekzib ettiler, şüphesiz ki onlar da ıhzâr edildiler.
Onu yalanladılar, bunun üzerine hepsi cehenneme götürülecekler.
Onu yalanladılar. Bu sebeple onlar (cehenneme) götürüleceklerdir.
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ ١٢٨
Müstesnâ Allah’ın ihlâslı kulları.
Yalnız Allah'a gönülden bağlı kulları bunun dışındadır.
Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka.
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ ١٢٩
Ona da sonrakilerde şunu bıraktık.
Sonra gelenler arasında ona iyi bir ün bıraktık.
Sonradan gelenler içerisinde ona güzel bir ad bıraktık.
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِلۡ يَاسِينَ ١٣٠
Selâm, ilyasîne.
İlyas'a selâm olsun.
İlyas’a selâm olsun.
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ ١٣١
Biz böyle mükâfat ederiz işte muhsinîne.
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١٣٢
Çünkü O bizim mü'min kullarımızdan.
Çünkü O bizim mü'min kullarımızdandı.
Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı.
وَإِنَّ لُوطٗا لَّمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ١٣٣
Şüphesiz Lût da mürselînden.
Lût da gönderilen peygamberlerdendi.
Şüphesiz Lût da peygamberlerdendi.
إِذۡ نَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ ١٣٤
Zira kurtardık onu ve bütün ehlini.
Onu ve ailesini kurtardık.
(134-135) Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.
إِلَّا عَجُوزٗا فِي ٱلۡغَٰبِرِينَ ١٣٥
Kalan bir karıdan başka batanlar içinde.
Yalnız azaba uğrayanlar arasında kalan ihtiyar bir kadın hariç.
(134-135) Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.