بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
ثُمَّ إِنِّي دَعَوۡتُهُمۡ جِهَارٗا ٨
Sonra ben onları yüksek sesle çağırdım.
Sonra, doğrusu ben onları açıkça çağırdım.
“Sonra ben onları açık açık davet ettim.”
ثُمَّ إِنِّيٓ أَعۡلَنتُ لَهُمۡ وَأَسۡرَرۡتُ لَهُمۡ إِسۡرَارٗا ٩
Sonra hem ilâm ederek söyledim onlara hem gizli gizli söyledim.
Sonra onlara açıktan açığa, gizliden gizliye de söyledim.
“Sonra, onlarla hem açıktan açığa, hem de gizli gizli konuştum.”
فَقُلۡتُ ٱسۡتَغۡفِرُواْ رَبَّكُمۡ إِنَّهُۥ كَانَ غَفَّارٗا ١٠
Gelin dedim: Rabb’inizin mağfiretini isteyin, çünkü, o, mağfireti çok bir gaffardır.
Dedim ki: «Rabbiniz'den bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır..
“Dedim ki: ‘Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü O, çok bağışlayıcıdır.’
يُرۡسِلِ ٱلسَّمَآءَ عَلَيۡكُم مِّدۡرَارٗا ١١
Bol hayır ile üzerinize semâyı salsın.
Size gökten bol bol yağmur indirsin.»
‘(Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.’
وَيُمۡدِدۡكُم بِأَمۡوَٰلٖ وَبَنِينَ وَيَجۡعَل لَّكُمۡ جَنَّٰتٖ وَيَجۡعَل لَّكُمۡ أَنۡهَٰرٗا ١٢
Ve size mallar ve oğullarla imdad eylesin, ve sizin için cennetler yapsın, sizin için ırmaklar yapsın.
Sizi, mallar ve oğullarla desteklesin; sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın.
‘Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.’
مَّا لَكُمۡ لَا تَرۡجُونَ لِلَّهِ وَقَارٗا ١٣
Neye siz ummazsınız Allah için bir vakar.
Ne oluyorsunuz ki Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz.
‘Size ne oluyor da Allah için bir vakar (saygınlık, büyüklük) ummuyorsunuz?’
وَقَدۡ خَلَقَكُمۡ أَطۡوَارًا ١٤
Yaratmış iken o sizi tavır tavır bu tavra kadar.
Oysa sizi merhalelerden geçirerek O yaratmıştır.
‘Hâlbuki, O, sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.’
أَلَمۡ تَرَوۡاْ كَيۡفَ خَلَقَ ٱللَّهُ سَبۡعَ سَمَٰوَٰتٖ طِبَاقٗا ١٥
Görmediniz mi nasıl yaratmış Allah yedi Semâ’yı uygun tabaka tabaka?
Allah'ın, göğü yedi kat üzerine nasıl yarattığını görmez misiniz?
‘Görmediniz mi, Allah yedi göğü tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?’
وَجَعَلَ ٱلۡقَمَرَ فِيهِنَّ نُورٗا وَجَعَلَ ٱلشَّمۡسَ سِرَاجٗا ١٦
Kamer’i kilmış içlerinde bir nur, güneşi de kilmış bir lâmba.
Aralarında Ay'a aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır.
‘Onların içinde nasıl ayı, bir ışık, güneşi de bir kandil yapmıştır?’
وَٱللَّهُ أَنۢبَتَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ نَبَاتٗا ١٧
Ve Allah yetiştirdi sizi arzdan nebat tarzıyla.
Allah sizi yerden bitirir gibi yetiştirmiştir.
‘Allah, sizi (babanız Âdem’i) yerden (bitki bitirir gibi) bitirdi (yarattı.)’
ثُمَّ يُعِيدُكُمۡ فِيهَا وَيُخۡرِجُكُمۡ إِخۡرَاجٗا ١٨
Sonra sizi onda geri çevirecek ve çıkaracak sizi bir çıkarış daha.
Sonra sizi oraya döndürür ve yine oradan çıkarır.
‘Sonra sizi yine oraya döndürecek ve kesinlikle sizi (yeniden) çıkaracaktır.’