بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
كِتَٰبٞ مَّرۡقُومٞ ٩
Terkıym olunmuş bir kitap.
O, mühürlenmiş bir kitabdır.
O, yazılmış bir kitaptır.
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ١٠
Veyl o gün o yalan diyenlere.
Vay haline o gün yalanlayanların.
(10-11) O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay hâline!
ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ ١١
O dîn gününü tekzîb edenlere.
Kıyamet gününü yalanlamış olanların.
(10-11) O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay hâline!
وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعۡتَدٍ أَثِيمٍ ١٢
Ki onu ancak her bir haddini aşgın, günaha düşgün, tekzîb eder.
Oysa onu azgın, günahkardan başkası yalanlamaz.
Onu, ancak her azgın, günahkâr kimse inkâr eder.
إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ١٣
Karşısında âyetlerimiz okunurken evvelkilerin esatîri dedi.
Ayetlerimiz kendisine okunduğu zaman 'eskilerin masalları' der.
Ona âyetlerimiz okununca, “Eskilerin masalları” der.
كـَلَّاۖ بَلۡۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ ١٤
Hayır hayır: fakat onların kazancları kalblerinin üzerine pas bağlamıştır.
Hayır, aksine kazandıkları, kalplerini karatmıştı.
Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.
كـَلَّآ إِنَّهُمۡ عَن رَّبِّهِمۡ يَوۡمَئِذٖ لَّمَحۡجُوبُونَ ١٥
Hayır hayır: muhakkakki onlar o gün Rabb’lerinden hicabda kalacaklar.
Hayır, şüphesiz onlar o gün, Rabblerinden mahrum kalacaklardır.
Hayır, şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.
ثُمَّ إِنَّهُمۡ لَصَالُواْ ٱلۡجَحِيمِ ١٦
Sonra onlar muhakkak Cahîme yaslanacaklar.
Sonra onlar, şüphesiz cehenneme sürükleneceklerdir.
Sonra onlar muhakkak cehenneme gireceklerdir.
ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ١٧
Sonra da denecek: işte bu, sizin o tekzîb edip durduğunuz.
Sonra da onlara: «İşte bu, yalanlayıp durduğunuz şeydir» denilecek.
Sonra da onlara, “Yalanlamakta olduğunuz işte budur” denecektir.
كـَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلۡأَبۡرَارِ لَفِي عِلِّيِّينَ ١٨
Hayır hayır: Çünkü ebrarın yazısı illiyyîndedir.
Fakat iyilerin yazısı İlliyyin'dedir.
Hayır (sandıkları gibi değil!) iyilerin yazısı “İlliyyûn”dadır.
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ ١٩
Bildinmi illiyyîn nedir?
İlliyyinin ne olduğunu bilir misin sen.
“İlliyyûn”un ne olduğunu sen ne bileceksin.