بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

يَوۡمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٦

O günki nâs Rabb’ül-âlemîn için kıyam edecekler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

İnsanların alemlerin Rabbinin huzurunda durdukları gün.

– Seyyid Kutub

(4-6) Onlar, büyük bir gün; insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?

– Diyanet İşleri

كـَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلۡفُجَّارِ لَفِي سِجِّينٖ ٧

Hayır hayır: çünkü fâcirlerin yazısı siccîndedir.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır. Allah'ın buyruğundan dışarı çıkanların yazısı muhakkak siccindedir.

– Seyyid Kutub

Hayır, günahkârların yazısı, muhakkak “Siccîn”dedir.

– Diyanet İşleri

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا سِجِّينٞ ٨

Bildinmi siccîn nedir?

– Elmalılı Hamdi Yazır

Siccin'in ne olduğunu bilir misin sen?.

– Seyyid Kutub

“Siccîn”in ne olduğunu sen ne bileceksin.

– Diyanet İşleri

كِتَٰبٞ مَّرۡقُومٞ ٩

Terkıym olunmuş bir kitap.

– Elmalılı Hamdi Yazır

O, mühürlenmiş bir kitabdır.

– Seyyid Kutub

O, yazılmış bir kitaptır.

– Diyanet İşleri

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ١٠

Veyl o gün o yalan diyenlere.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Vay haline o gün yalanlayanların.

– Seyyid Kutub

(10-11) O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay hâline!

– Diyanet İşleri

ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ ١١

O dîn gününü tekzîb edenlere.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Kıyamet gününü yalanlamış olanların.

– Seyyid Kutub

(10-11) O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay hâline!

– Diyanet İşleri

وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعۡتَدٍ أَثِيمٍ ١٢

Ki onu ancak her bir haddini aşgın, günaha düşgün, tekzîb eder.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Oysa onu azgın, günahkardan başkası yalanlamaz.

– Seyyid Kutub

Onu, ancak her azgın, günahkâr kimse inkâr eder.

– Diyanet İşleri

إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ١٣

Karşısında âyetlerimiz okunurken evvelkilerin esatîri dedi.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Ayetlerimiz kendisine okunduğu zaman 'eskilerin masalları' der.

– Seyyid Kutub

Ona âyetlerimiz okununca, “Eskilerin masalları” der.

– Diyanet İşleri

كـَلَّاۖ بَلۡۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ ١٤

Hayır hayır: fakat onların kazancları kalblerinin üzerine pas bağlamıştır.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır, aksine kazandıkları, kalplerini karatmıştı.

– Seyyid Kutub

Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.

– Diyanet İşleri

كـَلَّآ إِنَّهُمۡ عَن رَّبِّهِمۡ يَوۡمَئِذٖ لَّمَحۡجُوبُونَ ١٥

Hayır hayır: muhakkakki onlar o gün Rabb’lerinden hicabda kalacaklar.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır, şüphesiz onlar o gün, Rabblerinden mahrum kalacaklardır.

– Seyyid Kutub

Hayır, şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.

– Diyanet İşleri

ثُمَّ إِنَّهُمۡ لَصَالُواْ ٱلۡجَحِيمِ ١٦

Sonra onlar muhakkak Cahîme yaslanacaklar.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra onlar, şüphesiz cehenneme sürükleneceklerdir.

– Seyyid Kutub

Sonra onlar muhakkak cehenneme gireceklerdir.

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00