بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

فَإِن كَانَ لَكُمۡ كَيۡدٞ فَكِيدُونِ ٣٩

Varsa bir fenniniz atlatın beni.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer bana karşı oynayacağınız bir oyununuz varsa haydi, oynayın bakalım.

– Seyyid Kutub

Eğer bir tuzağınız varsa, haydi bana tuzak kurun!

– Diyanet İşleri

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٤٠

Vay haline o gün yalan diyenlerin.

– Elmalılı Hamdi Yazır

O gün inkarcıların vay haline!

– Seyyid Kutub

O gün vay yalanlayanların hâline!

– Diyanet İşleri

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي ظِلَٰلٖ وَعُيُونٖ ٤١

Şüphesiz ki (korunan) müttakîler gölgelerde kaynaklar.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Kötülüklerden sakınanlara gelince anlar ağaç gölgeleri altında ve pınar başlarındadırlar.

– Seyyid Kutub

Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, gölgeler içinde ve pınar başlarındadırlar.

– Diyanet İşleri

وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشۡتَهُونَ ٤٢

Ve canlarının istediğinden meyveler içindedirler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Canlarının çektiği meyvalarla başbaşadırlar.

– Seyyid Kutub

Canlarının çektiği meyveler içerisindedirler.

– Diyanet İşleri

كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٤٣

Yeyin, için âfiyet olsun işlediğiniz amellere mukabil.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Yapmış olduğunuz iyiliklerin karşılığı olarak şimdi afiyetle yiyiniz ve içiniz.

– Seyyid Kutub

“Yapmakta olduğunuz şeylere karşılık afiyetle yiyin için.”

– Diyanet İşleri

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ ٤٤

İşte biz muhsinleri böyle karşılarız.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Biz iyilik yapanları, İşte böyle ödüllendiririz.

– Seyyid Kutub

Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız.

– Diyanet İşleri

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٤٥

Vay halina o gün yalan diyenlerin.

– Elmalılı Hamdi Yazır

O gün inkarcıların vay haline!

– Seyyid Kutub

O gün vay yalanlayanların hâline!

– Diyanet İşleri

كُلُواْ وَتَمَتَّعُواْ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجۡرِمُونَ ٤٦

Yeyin, zevk edin biraz, çünkü mücrimlersiniz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi yiyiniz, azıcık safa sürünüz, sizler suçlusunuz.

– Seyyid Kutub

Ey inkâr edenler! (Dünyada) yiyin ve birazcık yararlanın! Şüphesiz sizler suçlularsınız.

– Diyanet İşleri

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٤٧

Vay haline o gün yalan diyenlerin.

– Elmalılı Hamdi Yazır

O gün inkarcıların vay haline!

– Seyyid Kutub

O gün vay yalanlayanların hâline!

– Diyanet İşleri

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرۡكَعُواْ لَا يَرۡكَعُونَ ٤٨

Yerler, içerler de rükû' edin denildiği zaman onlara, rükû' etmezler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Onlara «rükûa varın» dendiğinde rüküa varmazlar.

– Seyyid Kutub

Onlara, “Rükû edin (namaz kılın)” dendiği zaman rükû etmezler.

– Diyanet İşleri

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٤٩

Vay haline o gün yalan diyenlerin.

– Elmalılı Hamdi Yazır

O gün inkârcıların vay haline!

– Seyyid Kutub

O gün vay yalanlayanların hâline!

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00