بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

لِمَن شَآءَ مِنكُمۡ أَن يَتَقَدَّمَ أَوۡ يَتَأَخَّرَ ٣٧

İçinizden ileri gitmek veya geri kalmak istiyen kimseleri.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Aranızdaki ilerlemek isteyenler için de, geriye gitmeyi tercih edenler için de.

– Seyyid Kutub

(32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.

– Diyanet İşleri

كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡ رَهِينَةٌ ٣٨

Her nefis kazancına bağlıdır.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Herkes tutumunun ve davranışlarının tutsağıdır.

– Seyyid Kutub

Herkes kazandığına karşılık bir rehindir.

– Diyanet İşleri

إِلَّآ أَصۡحَٰبَ ٱلۡيَمِينِ ٣٩

Ancak ashabı yemîn.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Yalnız defterleri sağ yanlarından verilenler hariç.

– Seyyid Kutub

Ancak ahiret mutluluğuna eren kimseler başka.

– Diyanet İşleri

فِي جَنَّٰتٖ يَتَسَآءَلُونَ ٤٠

Cennetlerdedir, soruşdururlar.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar cennetlerde ağırlanırlar. Sorarlar.

– Seyyid Kutub

(40-42) Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: “Sizi Sekar’a (cehenneme) ne soktu?”

– Diyanet İşleri

عَنِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ ٤١

Günahkârlara:

– Seyyid Kutub

(40-42) Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: “Sizi Sekar’a (cehenneme) ne soktu?”

– Diyanet İşleri

مَا سَلَكَكُمۡ فِي سَقَرَ ٤٢

Nedir, diye: sizi sekare sokan?

– Elmalılı Hamdi Yazır

Sakar'a (cehenneme) girmenizin sebebi nedir? diye.

– Seyyid Kutub

(40-42) Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: “Sizi Sekar’a (cehenneme) ne soktu?”

– Diyanet İşleri

قَالُواْ لَمۡ نَكُ مِنَ ٱلۡمُصَلِّينَ ٤٣

Derler: biz namaz kılanlardan değildik.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Cehennemlikler derler ki; «Biz namaz kılanlardan değildik.

– Seyyid Kutub

Onlar şöyle derler: “Biz namaz kılanlardan değildik.”

– Diyanet İşleri

وَلَمۡ نَكُ نُطۡعِمُ ٱلۡمِسۡكِينَ ٤٤

Ve fukaraya yemek yedirmezdik.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Yoksulların karnını doyurmazdık.

– Seyyid Kutub

“Yoksula yedirmezdik.”

– Diyanet İşleri

وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلۡخَآئِضِينَ ٤٥

Batakçılarla dalar giderdik.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Bizim gibi olanlarla birlikte asılsız ve bozguncu konuşmalara dalardık.

– Seyyid Kutub

“Batıla dalanlarla birlikte biz de dalardık.”

– Diyanet İşleri

وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ ٤٦

Ve ceza gününe yalan derdik.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Hesap verme gününü inkar ederdik.

– Seyyid Kutub

“Ceza gününü de yalanlıyorduk.”

– Diyanet İşleri

حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلۡيَقِينُ ٤٧

Tâ gelinceye kadar bize o yakîn.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Sonunda bir de ölüm gelip çattı.»

– Seyyid Kutub

“Nihayet ölüm bize gelip çattı.”

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00