بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَٰفِظُونَ ٢٩

Ve onlarki apışlarını korurlar.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Irzlarını korurlar.

– Seyyid Kutub

Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir.

– Diyanet İşleri

إِلَّا عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَيۡرُ مَلُومِينَ ٣٠

Ancak zevcelerine veya milki yemînlerine başka, Çünkü bunda levm olunmazlar.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Yalnız eşlerine ya da ellerinin altında bulunan cariyelere karşı korumazlar. Bundan ötürü de onlar kınanmazlar.

– Seyyid Kutub

Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.

– Diyanet İşleri

فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ ٣١

Fakat ondan ötesini arayanlar, işte onlar haddi aşan hâşarılardır.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar sınırı aşanlardır.

– Seyyid Kutub

Kim bunun ötesini isterse, işte onlar sınırı aşan kimselerdir.

– Diyanet İşleri

وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ ٣٢

Ve onlarki emanetlerine ve ahdlerine riayet ederler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Emanetlerini ve ahidlerini gözetirler.

– Seyyid Kutub

Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir.

– Diyanet İşleri

وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَٰدَٰتِهِمۡ قَآئِمُونَ ٣٣

Ve onlarki şâhidliklerinde dürüstûrler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Şahidliklerini yaparlar.

– Seyyid Kutub

Onlar, şahitliklerini dosdoğru yapan kimselerdir.

– Diyanet İşleri

وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ يُحَافِظُونَ ٣٤

Ve onlarki namazları üzerine muhafızlık ederler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Namazlarını korurlar.

– Seyyid Kutub

Onlar, namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir.

– Diyanet İşleri

أُوْلَٰٓئِكَ فِي جَنَّٰتٖ مُّكۡرَمُونَ ٣٥

İşte onlar cennetlerde ikrâm olunanlardır.

– Elmalılı Hamdi Yazır

İşte onlar cennetlerde ağırlanırlar.

– Seyyid Kutub

İşte onlar cennetlerde ikram göreceklerdir.

– Diyanet İşleri

فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ قِبَلَكَ مُهۡطِعِينَ ٣٦

Şimdi nevar o küfredenlere ki sana doğru boyunlarını uzatarak koşuyorlar.

– Elmalılı Hamdi Yazır

O nankörlere ne oluyor ki sana doğru koşuyorlar

– Seyyid Kutub

(36-37) Şimdi, inkâr edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar hâlinde sana doğru koşuyorlar?

– Diyanet İşleri

عَنِ ٱلۡيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ ٣٧

Sağdan ve soldan fırka fırka.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Sağdan, soldan, ayrı ayrı gruplar halinde gelip etrafını sarıyorlar.

– Seyyid Kutub

(36-37) Şimdi, inkâr edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar hâlinde sana doğru koşuyorlar?

– Diyanet İşleri

أَيَطۡمَعُ كُلُّ ٱمۡرِيٕٖ مِّنۡهُمۡ أَن يُدۡخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٖ ٣٨

Onlardan her kişi naîm cennetine sokulacağını ümid mi ediyor?

– Elmalılı Hamdi Yazır

Onlardan her biri, nimet cennetine sokulacağını mı umuyor yoksa?

– Seyyid Kutub

Onlardan her biri Naîm cennetine sokulacağını mı umuyor?

– Diyanet İşleri

كـَلَّآۖ إِنَّا خَلَقۡنَٰهُم مِّمَّا يَعۡلَمُونَ ٣٩

Yağma yok, biz onları o bildikleri nesneden yarattık.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır! Öyle şey yok. Aldatıcı akıbetten kurtulamazlar onlar. Biz onları bildikleri şeyden yarattık.

– Seyyid Kutub

Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık.

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00