068 surah
(68) Kalem · KALEM
Mekke · 52 Ayet

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ١٥

iẕâ tütlâ `aleyhi âyâtünâ ḳâle esâṭîru-l'evvelîn.

– Çeviriyazı

Karşısında âyetlerimiz okunurken “eskilerin masalları” dedi.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman: «Eskilerin masalları» dedi.

– Seyyid Kutub

Âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman, "Öncekilerin masalları!" der.

– Diyanet İşleri

سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلۡخُرۡطُومِ ١٦

senesimühû `ale-lḫurṭûm.

– Çeviriyazı

Haberiniz olsun ki Biz onlara belâ vermişizdir.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Biz yakında onun burnuna damga vuracağız.

– Seyyid Kutub

Yakında biz onun burnunu damgalayacağız.

– Diyanet İşleri

إِنَّا بَلَوۡنَٰهُمۡ كَمَا بَلَوۡنَآ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ إِذۡ أَقۡسَمُواْ لَيَصۡرِمُنَّهَا مُصۡبِحِينَ ١٧

innâ belevnâhüm kemâ belevnâ aṣḥâbe-lcenneh. iẕ aḳsemû leyaṣrimünnehâ muṣbiḥîn.

– Çeviriyazı

O bağ sâhiplerini belâlandırdığımız gibi; o sıra ki yemin etmişlerdi, sabah olunca onu mutlaka devşireceklerdi.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Biz, vakti ile «bahçe sahiplerini» sınadığımız gibi, onları da sınadık. Hani onlar (bahçe sahipleri) sabah olurken kimse görmeden onun mahsullerini toplayacaklarına yemin etmişlerdi.

– Seyyid Kutub

Şüphesiz biz, vaktiyle "bahçe sahipleri"ne belâ verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkarcılara) da belâ verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.

– Diyanet İşleri

وَلَا يَسۡتَثۡنُونَ ١٨

velâ yesteŝnûn.

– Çeviriyazı

Bir istisnâ da yapmıyorlardı.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar istisna da etmiyorlardı.

– Seyyid Kutub

(Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. ("İnşaallah" demiyorlardı.)

– Diyanet İşleri

فَطَافَ عَلَيۡهَا طَآئِفٞ مِّن رَّبِّكَ وَهُمۡ نَآئِمُونَ ١٩

feṭâfe `aleyhâ ṭâifüm mir rabbike vehüm nâimûn.

– Çeviriyazı

Derken ona Rabbinden bir dolaşan dolaşıvermişti, onlar uyuyorlardı.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak onlar uyurken Rabbin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de.

– Seyyid Kutub

Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet (ateş) bahçeyi sardı.

– Diyanet İşleri

فَأَصۡبَحَتۡ كَٱلصَّرِيمِ ٢٠

feaṣbeḥat keṣṣarîm.

– Çeviriyazı

Sabaha kadar o bağ sırıma dönüvermişti.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Bahçe simsiyah olmuştu.

– Seyyid Kutub

Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü.

– Diyanet İşleri

فَتَنَادَوۡاْ مُصۡبِحِينَ ٢١

fetenâdev muṣbiḥîn.

– Çeviriyazı

Derken sabaha yakın birbirlerine seslendiler:

– Elmalılı Hamdi Yazır

Sabahleyin birbirlerine seslendiler.

– Seyyid Kutub

Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.

– Diyanet İşleri

أَنِ ٱغۡدُواْ عَلَىٰ حَرۡثِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰرِمِينَ ٢٢

eni-gdû `alâ ḥarŝiküm in küntüm ṣârimîn.

– Çeviriyazı

“Haydin kesecekseniz harsinize (kültürünüze) erkence koşun” dediler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Haydi ürünleri toplayacaksanız erkenden ekininize gidin diye.

– Seyyid Kutub

Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.

– Diyanet İşleri

فَٱنطَلَقُواْ وَهُمۡ يَتَخَٰفَتُونَ ٢٣

fenṭaleḳû vehüm yeteḫâfetûn.

– Çeviriyazı

Hemen fırladılar, şöyle mızırdaşıyorlardı:

– Elmalılı Hamdi Yazır

Derken yürüdüler ve şöyle fısıldaşıyorlardı:

– Seyyid Kutub

Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.

– Diyanet İşleri

أَن لَّا يَدۡخُلَنَّهَا ٱلۡيَوۡمَ عَلَيۡكُم مِّسۡكِينٞ ٢٤

el lâ yedḫulennehe-lyevme `aleyküm miskîn.

– Çeviriyazı

“Sakın bugün aranıza bir miskin sokulmasın” diyorlardı.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın.

– Seyyid Kutub

Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.

– Diyanet İşleri

وَغَدَوۡاْ عَلَىٰ حَرۡدٖ قَٰدِرِينَ ٢٥

vegadev `alâ ḥardin ḳâdirîn.

– Çeviriyazı

Sırf bir men‘e güçleri yeterek erkenden gittiler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Ürünleri toplayacaklarından emin olarak erkenden gittiler.

– Seyyid Kutub

(Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği halde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Kur’an’ı Latinize edilmiş metinden okumak uygun görülmemektedir; çeviriyazı metni yalnızca arama sonuçları için eklenmiştir. ⚠️
Okuyucu

Yazı Boyutu


Kalem
Sûre Seç
1. Fâtiha
2. Bakara
3. Âli İmrân
4. Nisâ
5. Mâide
6. En'âm
7. A'râf
8. Enfâl
9. Tevbe
10. Yûnus
11. Hûd
12. Yûsuf
13. Ra'd
14. İbrâhîm
15. Hicr
16. Nahl
17. İsrâ
18. Kehf
19. Meryem
20. Tâhâ
21. Enbiyâ
22. Hacc
23. Mu'minûn
24. Nûr
25. Furkân
26. Şuarâ
27. Neml
28. Kasas
29. Ankebût
30. Rûm
31. Lokmân
32. Secde
33. Ahzâb
34. Sebe
35. Fâtır
36. Yâsîn
37. Sâffât
38. Sâd
39. Zumer
40. Gâfir
41. Fussilet
42. Şûrâ
43. Zuhrûf
44. Duhân
45. Câsiye
46. Ahkâf
47. Muhammed
48. Fetih
49. Hucurât
50. Kaf
51. Zâriyât
52. Tûr
53. Necm
54. Kamer
55. Rahmân
56. Vâkıa
57. Hadîd
58. Mucâdele
59. Haşr
60. Mumtehine
61. Saff
62. Cuma
63. Munâfikûn
64. Tegâbun
65. Talâk
66. Tahrîm
67. Mülk
68. Kalem
69. Hâkka
70. Meâric
71. Nûh
72. Cin
73. Müzzemmil
74. Müddessir
75. Kıyâmet
76. İnsân
77. Murselât
78. Nebe
79. Nâziât
80. Abese
81. Tekvîr
82. İnfitâr
83. Mutaffifîn
84. İnşikak
85. Burûc
86. Târık
87. A'lâ
88. Gâşiye
89. Fecr
90. Beled
91. Şems
92. Leyl
93. Duhâ
94. İnşirâh
95. Tîn
96. Alak
97. Kadr
98. Beyyine
99. Zilzâl
100. Âdiyât
101. Kâria
102. Tekâsür
103. Asr
104. Humeze
105. Fîl
106. Kureyş
107. Mâûn
108. Kevser
109. Kâfirûn
110. Nasr
111. Mesed
112. İhlâs
113. Felak
114. Nâs
1
Ayet
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52