بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

ذُوقُواْ فِتۡنَتَكُمۡ هَٰذَا ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تَسۡتَعۡجِلُونَ ١٤

Tadın diye fitnenizi: bu, işte o sizin acele istediğiniz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Azabımızı tadın! Acele gelmesini beklediğiniz şey budur işte denir.

– Seyyid Kutub

(13-14) Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur.”

– Diyanet İşleri

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي جَنَّٰتٖ وَعُيُونٍ ١٥

Şüphesiz ki müttekiler cennetlerde pınar başlarındadır.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, cennetlerde, pınar başlarındadırlar.

– Seyyid Kutub

(15-16) Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi.

– Diyanet İşleri

ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَبۡلَ ذَٰلِكَ مُحۡسِنِينَ ١٦

Alarak Rableri’nin kendilerine verdiğini, çünkü onlar bundan evvel güzellik yapmayı âdet edinmişlerdi.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Rab'lerinin, kendilerine verdiğini alırlar. Çünkü onlar bundan önce de güzel davranırlardı.

– Seyyid Kutub

(15-16) Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi.

– Diyanet İşleri

كَانُواْ قَلِيلٗا مِّنَ ٱلَّيۡلِ مَا يَهۡجَعُونَ ١٧

Geceden pek az uyuyorlardı.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Geceleri pek az uyurlardı.

– Seyyid Kutub

Geceleri pek az uyurlardı.

– Diyanet İşleri

وَبِٱلۡأَسۡحَارِ هُمۡ يَسۡتَغۡفِرُونَ ١٨

Ve seher vakitleri hep istiğfar ederlerdi.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Seher vaktinde de istiğfar ederlerdi.

– Seyyid Kutub

Seherlerde bağışlama dilerlerdi.

– Diyanet İşleri

وَفِيٓ أَمۡوَٰلِهِمۡ حَقّٞ لِّلسَّآئِلِ وَٱلۡمَحۡرُومِ ١٩

Ve mallarında sâil ve mahrum için bir hak vardı.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Mallarında dilenci ve yoksul için bir hak vardı.

– Seyyid Kutub

Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.

– Diyanet İşleri

وَفِي ٱلۡأَرۡضِ ءَايَٰتٞ لِّلۡمُوقِنِينَ ٢٠

Arzda da âyetler var iykan ehli için.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Kesin inanacak insanlar için yeryüzünde nice deliller vardır.

– Seyyid Kutub

(20-21) Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hâlâ görmüyor musunuz?

– Diyanet İşleri

وَفِيٓ أَنفُسِكُمۡۚ أَفَلَا تُبۡصِرُونَ ٢١

Nefislerinizde de, halâ görmiyecekmisiniz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Kendi canlarınızda da nice deliller vardır. Görmüyor musunuz?

– Seyyid Kutub

(20-21) Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hâlâ görmüyor musunuz?

– Diyanet İşleri

وَفِي ٱلسَّمَآءِ رِزۡقُكُمۡ وَمَا تُوعَدُونَ ٢٢

Semâ’da da rızkınız ve o vaadolunduğunuz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Rızkınız da, size va'dedilen azab da göktedir.

– Seyyid Kutub

Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır.

– Diyanet İşleri

فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ إِنَّهُۥ لَحَقّٞ مِّثۡلَ مَآ أَنَّكُمۡ تَنطِقُونَ ٢٣

İşte o göğün ve yerin Rabbi’ne kasem ederim ki o şüphesiz haktır sizin nâtık olmanız gibi.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Göklerin ve yerin Rabb'ine and olsun ki bu vaad, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir.

– Seyyid Kutub

Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size va’dolunanlar), sizin konuşmanız gibi gerçektir.

– Diyanet İşleri

هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيۡفِ إِبۡرَٰهِيمَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ ٢٤

Geldi mi sana İbrahim’in ikram edilen müsafirlerinin kıssası?

– Elmalılı Hamdi Yazır

İbrahim'in şerefli misafirlerinin haberi sana geldi mi?

– Seyyid Kutub

(Ey Muhammed!) İbrahim’in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi?

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00