بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
فَٱلۡيَوۡمَ لَا تُظۡلَمُ نَفۡسٞ شَيۡـٔٗا وَلَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٥٤
Artık bu gün hiç kimseye zerrece zulmedilmez, ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.
O gün, hiç kimseye bir haksızlık yapılmaz ve siz ancak yaptığınızın cezasını çekersiniz.
O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.
إِنَّ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ ٱلۡيَوۡمَ فِي شُغُلٖ فَٰكِهُونَ ٥٥
Cidden eshab-ı cennet bu gün bir şuğl içinde zevk etmektedirler.
Doğrusu bugün, cennetlikler eğlence ile meşguldürler.
Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler.
هُمۡ وَأَزۡوَٰجُهُمۡ فِي ظِلَٰلٍ عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ مُتَّكِـُٔونَ ٥٦
Kendileri ve zevceleri erîkeler üzerine kurulmuşlardır.
Kendileri ve eşleri gölgelerde, koltuklara yaslanmışlar.
Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.
لَهُمۡ فِيهَا فَٰكِهَةٞ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ ٥٧
Onlara orada bir meyve var: hem onlara orada ne iddia ederlerse var.
Orada her çeşit meyve onlar içindir. Bütün arzuları yerine getirilir.
Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır.
سَلَٰمٞ قَوۡلٗا مِّن رَّبّٖ رَّحِيمٖ ٥٨
Bir selâm, Rahim bir rabdan kelâm.
Merhametli olan Rabb katından onlara selâm vardır.
Çok merhametli olan Rab’den bir söz olarak (kendilerine) “Selâm” (vardır).
وَٱمۡتَٰزُواْ ٱلۡيَوۡمَ أَيُّهَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ ٥٩
Ve haydin ayrılın bu gün ey mücrimler!
Ey suçlular, bugün şöyle ayrılın.
(Allah, şöyle der:) “Ey suçlular! Ayrılın bu gün!”
۞ أَلَمۡ أَعۡهَدۡ إِلَيۡكُمۡ يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعۡبُدُواْ ٱلشَّيۡطَٰنَۖ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوّٞ مُّبِينٞ ٦٠
And vermedim mi size? "Ey adem oğulları! Şeytan’a kulluk etmeyin, o size açık bir düşmandır" diye.
Ey insanoğulları, size and vermedim mi? Şeytana tapmayın o sizin apaçık düşmanınızdır.
(60-61) “Ey Âdemoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?”
وَأَنِ ٱعۡبُدُونِيۚ هَٰذَا صِرَٰطٞ مُّسۡتَقِيمٞ ٦١
"Ve bana kulluk edin doğru yol budur" diye.
Bana tapın doğru yol budur.
(60-61) “Ey Âdemoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?”
وَلَقَدۡ أَضَلَّ مِنكُمۡ جِبِلّٗا كَثِيرًاۖ أَفَلَمۡ تَكُونُواْ تَعۡقِلُونَ ٦٢
Böyle iken celâlıma karşı o içinizden bir çok cibilletleri yoldan çıkardı, ya o vakit sizin akıllarınız yokmıy dı?
Andolsun ki, o sizden nice nesilleri saptırmıştır, akletmez misiniz?
“Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?”
هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِي كُنتُمۡ تُوعَدُونَ ٦٣
Bu işte o cehennem ki vaadolunur dururdunuz.
İşte bu, size vaad edilen cehennemdir.
“İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir.”
ٱصۡلَوۡهَا ٱلۡيَوۡمَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ ٦٤
Bu gün yaslanın ona bakalım küfrettiğiniz için.
İnkârınızdan dolayı bugün oraya girin.
“İnkâr ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!”