بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَمَا هُوَ عَلَى ٱلۡغَيۡبِ بِضَنِينٖ ٢٤
Ve o ğayb üzerine kıskanılır değil.
O, gayb hakkında töhmet altında tutulamaz.
O, gayb hakkında cimri değildir.
وَمَا هُوَ بِقَوۡلِ شَيۡطَٰنٖ رَّجِيمٖ ٢٥
Ve o bir racîm şeytanın sözü değil.
O, kovulmuş şeytanın sözü değildir.
Kur’an, kovulmuş şeytanın sözü değildir.
فَأَيۡنَ تَذۡهَبُونَ ٢٦
Siz nereye gidiyorsunuz?
O halde nereye gidiyorsunuz?
(Hâl böyle iken) nereye gidiyorsunuz?
إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرٞ لِّلۡعَٰلَمِينَ ٢٧
O hâlıs bir zikirdir âlemin için.
O alemlere öğütten başka birşey değildir.
(27-28) O, âlemler için, içinizden dürüst olmak isteyenler için, ancak bir öğüttür.
لِمَن شَآءَ مِنكُمۡ أَن يَسۡتَقِيمَ ٢٨
İçinizden müstekîm olmak dileyenler için.
Sizden düzelmeyi dileyenler için.
(27-28) O, âlemler için, içinizden dürüst olmak isteyenler için, ancak bir öğüttür.
وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٢٩
Fakat o âlemlerin Rabb’i Allah dilemeyince siz dilemezsiniz.
Ancak alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.