بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلَّذِي هُوَ يُطۡعِمُنِي وَيَسۡقِينِ ٧٩
Ve O ki bana O, yedirir, O içirir.
O beni doyuran ve içirendir.
“O, bana yediren ve içirendir.”
وَإِذَا مَرِضۡتُ فَهُوَ يَشۡفِينِ ٨٠
Hastalandığım vakit de bana O şifa verir.
Hastalığımda beni iyileştiren O'dur.
“Hastalandığımda da O bana şifa verir.”
وَٱلَّذِي يُمِيتُنِي ثُمَّ يُحۡيِينِ ٨١
Ve O ki beni öldürür, sonra beni yine diriltir.
O, beni öldürecek ve sonra yeniden diriltecek olandır.
“O, benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır.”
وَٱلَّذِيٓ أَطۡمَعُ أَن يَغۡفِرَ لِي خَطِيٓـَٔتِي يَوۡمَ ٱلدِّينِ ٨٢
Ve O ki ceza günü ben, onun günahımı af buyurmasını niyaz ederim.
Hesaplaşma günü günahlarımı affedeceğini umduğum da O'dur.
“O, hesap gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur.”
رَبِّ هَبۡ لِي حُكۡمٗا وَأَلۡحِقۡنِي بِٱلصَّٰلِحِينَ ٨٣
Ya Rab, bana bir hüküm ihsan et ve beni sâlihine ilhak buyur.
Ya Rabbi, bana yararlı bilgi ve egemenlik ver ve beni iyi kullarının arasına kat.
“Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat.”
وَٱجۡعَل لِّي لِسَانَ صِدۡقٖ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ ٨٤
Ve bana sonrakiler içinde bir "lisanı sıdık" tahsis eyle.
İlerdeki kuşaklar arasında doğruluğun sözcüsü olmamı nasip eyle.
“Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl.”
وَٱجۡعَلۡنِي مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ ٱلنَّعِيمِ ٨٥
Ve beni naıym cennetinin varislerinden eyle.
Beni bol nimetli cennette sürekli kalanlardan eyle.
“Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle.”
وَٱغۡفِرۡ لِأَبِيٓ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ ٨٦
Babama da mağfiret buyur, çünkü o yanlış gidenlerden idi.
Babamı affeyle. Çünkü o sapıklardandır.
“Babamı da bağışla. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır.”
وَلَا تُخۡزِنِي يَوۡمَ يُبۡعَثُونَ ٨٧
Ve utandırma beni ba's olunacakları gün.
İnsanların yeniden dirilecekleri gün beni mahcup etme.
“(Kulların) diriltilecekleri gün beni utandırma!”
يَوۡمَ لَا يَنفَعُ مَالٞ وَلَا بَنُونَ ٨٨
O gün ki ne mal faide verir ne oğulları.
Ki, o gün, insana ne malı ve ne de evlatları yarar sağlamaz.
“O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!”
إِلَّا مَنۡ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلۡبٖ سَلِيمٖ ٨٩
Ancak Allah’a selim bir kalb ile varan başka.
Yalnız temiz kalple Allah'ın huzuruna gelen kurtulur.
“Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka.”