بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِي سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ ٥٥
Derken bakmış onu tâ cehennemin ortasında görmüştür.
Bir bakar, onu cehennemin ortasında görür.
Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür.
قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرۡدِينِ ٥٦
Tallahi, der: doğrusu sen az daha beni helâk edecektin.
Ona der ki; «Yemin ederim ki, sen az daha beni helâk edecektin.
Ona şöyle der: “Allah’a andolsun, neredeyse beni de helâk edecektin.”
وَلَوۡلَا نِعۡمَةُ رَبِّي لَكُنتُ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِينَ ٥٧
Rabb’imin nimeti olmasa idi ben de bu ihzar edilenlerden olacaktım.
Rabb'imin lütfu olmasaydı şimdi ben de cehenneme götürülürdüm» dedi.
“Rabbimin nimeti olmasaydı, mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum.”
أَفَمَا نَحۡنُ بِمَيِّتِينَ ٥٨
Nasılmış bak? Biz ölecek değiliz ilk ölümümüzden başka.
«Biz bir daha ölmeyecek miyiz?» der.
(58-59) “Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?”
إِلَّا مَوۡتَتَنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِينَ ٥٩
Ve biz muazzeb değiliz.
İlk ölümümüzden başka ölüm yok ve biz azaba da uğramayacağız ha!
(58-59) “Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?”
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ ٦٠
Bu işte hiç şüphesiz o büyük murad, büyük kurtuluş.
İşte büyük başarı ve mutluluk budur.
Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır.
لِمِثۡلِ هَٰذَا فَلۡيَعۡمَلِ ٱلۡعَٰمِلُونَ ٦١
Böyle bir murad için çalışsın çalışan erler.
Çalışanlar bunun için çalışsınlar.
Çalışanlar böylesi için çalışsınlar!
أَذَٰلِكَ خَيۡرٞ نُّزُلًا أَمۡ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ ٦٢
Nasıl bu mu hayırlı konmak için yoksa o zakkum ağacı mı?
Cennet gibi konak mı hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
إِنَّا جَعَلۡنَٰهَا فِتۡنَةٗ لِّلظَّٰلِمِينَ ٦٣
Ki biz onu zalimler için bir fitne kılmışızdır.
Biz, o ağacı zalimler için fitne yaptık.
Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.
إِنَّهَا شَجَرَةٞ تَخۡرُجُ فِيٓ أَصۡلِ ٱلۡجَحِيمِ ٦٤
O bir ağaçtır ki cehennemin kökünde çıkar.
O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.
O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır.
طَلۡعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ ٦٥
Tomurcukları Şeytanların başları gibidir.
Tomurcukları, şeytanın başı gibidir.
Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır.