بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

لَا فِيهَا غَوۡلٞ وَلَا هُمۡ عَنۡهَا يُنزَفُونَ ٤٧

Onda ne bir gaile vardır, ne de başlarına vurur.

– Elmalılı Hamdi Yazır

O içkide ne sersemletme var, ne de onunla sarhoş olurlar.

– Seyyid Kutub

Onda baş döndürme özelliği yoktur. Onlar, onu içmekle sarhoş da olmazlar.

– Diyanet İşleri

وَعِندَهُمۡ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ عِينٞ ٤٨

Yanlarında iri gözlü nazarlarını kasretmiş nazenînler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Yanlarında da bakışlarını yalnız kendisine çevirmiş iri gözlü eşler vardır.

– Seyyid Kutub

Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır.

– Diyanet İşleri

كَأَنَّهُنَّ بَيۡضٞ مَّكۡنُونٞ ٤٩

Sanki saklı yumurtalar.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Saklı yumurtalar gibi bembeyaz eşler.

– Seyyid Kutub

Sanki onlar (beyazlıklarıyla), saklanmış (gün yüzü görmemiş) yumurtalardır.

– Diyanet İşleri

فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖ يَتَسَآءَلُونَ ٥٠

Derken bazısı bazısına dönmüş soruyorlardır:

– Elmalılı Hamdi Yazır

Cennet ehli birbirine dönmüş sorarlar.

– Seyyid Kutub

Derken birbirlerine yönelip sorarlar.

– Diyanet İşleri

قَالَ قَآئِلٞ مِّنۡهُمۡ إِنِّي كَانَ لِي قَرِينٞ ٥١

İçlerinden bir söyleyen "benim der: bir karînim vardı.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Onlardan biri: «Benim de bir arkadaşım vardı.»

– Seyyid Kutub

İçlerinden biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı.”

– Diyanet İşleri

يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُصَدِّقِينَ ٥٢

Derdi: sen cidden inananlardan mısın?

– Elmalılı Hamdi Yazır

Bana «Sende mi doğrulayanlardansın?»

– Seyyid Kutub

“Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?” derdi.

– Diyanet İşleri

أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابٗا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ ٥٣

Öldüğümüz de bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz vakit hakikaten biz cezalanacak mıyız?".

– Elmalılı Hamdi Yazır

Biz ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı dirilip yaptığımız işlere göre cezalanacağız?

– Seyyid Kutub

“Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı, biz mi hesaba çekileceğiz?”

– Diyanet İşleri

قَالَ هَلۡ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ ٥٤

Nasıl der bir bakıştırır mısınız:

– Elmalılı Hamdi Yazır

Yanındakilere; «Siz onu bilir misiniz?» der.

– Seyyid Kutub

Konuşan o kimse, yanındakilere, “Bakar mısınız, hâli ne oldu?” der.

– Diyanet İşleri

فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِي سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ ٥٥

Derken bakmış onu tâ cehennemin ortasında görmüştür.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Bir bakar, onu cehennemin ortasında görür.

– Seyyid Kutub

Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür.

– Diyanet İşleri

قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرۡدِينِ ٥٦

Tallahi, der: doğrusu sen az daha beni helâk edecektin.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Ona der ki; «Yemin ederim ki, sen az daha beni helâk edecektin.

– Seyyid Kutub

Ona şöyle der: “Allah’a andolsun, neredeyse beni de helâk edecektin.”

– Diyanet İşleri

وَلَوۡلَا نِعۡمَةُ رَبِّي لَكُنتُ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِينَ ٥٧

Rabb’imin nimeti olmasa idi ben de bu ihzar edilenlerden olacaktım.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Rabb'imin lütfu olmasaydı şimdi ben de cehenneme götürülürdüm» dedi.

– Seyyid Kutub

“Rabbimin nimeti olmasaydı, mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum.”

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00