بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينٖ ١٧٤
Onun için yüz çevir de onlardan bir zamana kadar.
Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
O hâlde, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
وَأَبۡصِرۡهُمۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ ١٧٥
Gör onları: yakında görecekler.
Onlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.
Gözetle onları, yakında onlar da görecekler.
أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ ١٧٦
Ya şimdi bizim azâbımızı mı iviyorlar?
Azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar?
Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar?
فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمۡ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلۡمُنذَرِينَ ١٧٧
Amma onların sahasına indiği vakit ne fenadır o acı haber verilenlerin sabahı!
Fakat o azap yurtlarına indiği vakit uyarılmış olanların hali ne kötü olur!
Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!
وَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينٖ ١٧٨
Yine sen yüz çevir de onlardan bir zamana kadar.
Bir süreye kadar onları kendi hallerine bırak.
Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
وَأَبۡصِرۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ ١٧٩
Gör, yakında görecekler.
Ve bekle de gör, onlar da göreceklerdir.
(Bekle ve) gör. Onlar da yakında görecekler.
سُبۡحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلۡعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ ١٨٠
Tesbih o izzetin sahibi Rabb’ine onların vasıflarından.
Kudret ve şeref sahibi Rabb'in, onların taktıkları sıfatlardan münezzehtir, yücedir.
Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir.
وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلۡمُرۡسَلِينَ ١٨١
Ve selâm mürselîne.
Selâm gönderilen peygamberlere.
Peygamberlere selâm olsun.
وَٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ١٨٢
Ve hamd âlemlerin Rabb’i Allah’a.
Hamd, alemlerin Rabb'i Allah'a!
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.