بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡبَلَٰٓؤُاْ ٱلۡمُبِينُ ١٠٦

Şüphesiz ki bu açık bir ibtilâ, katî bir imtihan.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Gerçekten bu apaçık bir imtihan idi.

– Seyyid Kutub

“Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır.”

– Diyanet İşleri

وَفَدَيۡنَٰهُ بِذِبۡحٍ عَظِيمٖ ١٠٧

Dedik ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Ona fidye olarak büyük bir kurban verdik.

– Seyyid Kutub

Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık.

– Diyanet İşleri

وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ ١٠٨

Namına da bıraktık sonrakiler içinde.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra gelenler arasında ona iyi bir ün bıraktık.

– Seyyid Kutub

Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.

– Diyanet İşleri

سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ ١٠٩

Selâm İbrahim’e.

– Elmalılı Hamdi Yazır

İbrahim'e selâm olsun.

– Seyyid Kutub

İbrahim’e selâm olsun.

– Diyanet İşleri

كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ ١١٠

Böyle mükâfat ederiz işte muhsinlere.

– Elmalılı Hamdi Yazır

İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.

– Seyyid Kutub

İyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız.

– Diyanet İşleri

إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١١١

Çünkü o bizim mü'min kullarımızdan.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü o bizim mü'min kullarımızdandı.

– Seyyid Kutub

Çünkü o mü’min kullarımızdandı.

– Diyanet İşleri

وَبَشَّرۡنَٰهُ بِإِسۡحَٰقَ نَبِيّٗا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ ١١٢

Bir de onu salihînden bir peygamber olmak üzere İshak ile müjdeledik.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Biz ona iyilerden bir peygamber olacak İshak'ı müjdeledik.

– Seyyid Kutub

Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik.

– Diyanet İşleri

وَبَٰرَكۡنَا عَلَيۡهِ وَعَلَىٰٓ إِسۡحَٰقَۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحۡسِنٞ وَظَالِمٞ لِّنَفۡسِهِۦ مُبِينٞ ١١٣

Hem ona hem İshaka bereketler verdik * İkisinin zürriyyetinden de hem muhsin olan var hem de nefsine açık zulmeden.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Kendisini ve İshak'ı kutlu ve bereketli kıldık. Her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi, açıkça kendisine zulmeden de olacaktır.

– Seyyid Kutub

Onu da İshak’ı da uğurlu kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı, kendine apaçık zulmedenler de.

– Diyanet İşleri

وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ١١٤

Celâlim Hakk’ı için Musâ ile Harûn’u da minnetdâr eyledik.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Andolsun Musa'ya ve Harun'a da lütuflarda bulunduk.

– Seyyid Kutub

Andolsun, biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da lütufta bulunduk.

– Diyanet İşleri

وَنَجَّيۡنَٰهُمَا وَقَوۡمَهُمَا مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ ١١٥

Hem kendilerini ve kavmlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Onları ve kavimlerini büyük sıkıntılardan kurtardık.

– Seyyid Kutub

Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

– Diyanet İşleri

وَنَصَرۡنَٰهُمۡ فَكَانُواْ هُمُ ٱلۡغَٰلِبِينَ ١١٦

Hem yardım ettik onlara da galibler onlar oldular.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Onlara yardım ettik de üstün geldiler.

– Seyyid Kutub

Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular.

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00