بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
فَأَمَّا مَن طَغَىٰ ٣٧
Artık her kim azgınlık etmiş.
Artık kim azmışsa.
(37-39) Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.
وَءَاثَرَ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا ٣٨
Dünya hayatı tercih eylemiş ise.
ve şu yakın hayatı yeğlemişse.
(37-39) Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.
فَإِنَّ ٱلۡجَحِيمَ هِيَ ٱلۡمَأۡوَىٰ ٣٩
Muhakkak Cahîmdir onun varacağı.
Onun barınağı cehennemdir.
(37-39) Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.
وَأَمَّا مَنۡ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفۡسَ عَنِ ٱلۡهَوَىٰ ٤٠
Herkim de Rabbi’nin makamından korkmuş ve nefsi hevadan nehy eylemiş ise.
Ancak kim Rabbinin huzurunda durup hesap vermekten korkmuş ve nefsini kötü heveslerden menetmişse.
(40-41) Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.
فَإِنَّ ٱلۡجَنَّةَ هِيَ ٱلۡمَأۡوَىٰ ٤١
Muhakak cennettir onun varacağı.
Onun barınağı da cennettir.
(40-41) Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.
يَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرۡسَىٰهَا ٤٢
Sana o saattan soruyorlar: ne zaman demir atması?
Ey Muhammed! Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar.
Sana, kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar.
فِيمَ أَنتَ مِن ذِكۡرَىٰهَآ ٤٣
Nerde senden onu anlatması?
Sen nerede, onun vaktini söylemek nerede?
Onu bilip söylemek nerede, sen nerede?
إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ ٤٤
Rabbinedir onun müntehası.
Onun bilgisi Rabbine aittir.
Onun nihai bilgisi yalnız Rabbine âittir.
إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخۡشَىٰهَا ٤٥
Sen ancak bir münzirisin ondan haşyet duyacakların.
Sen ancak, ondan korkacak olanları uyarırsın.
Sen, ancak ondan korkanları uyarıcısın.
كَأَنَّهُمۡ يَوۡمَ يَرَوۡنَهَا لَمۡ يَلۡبَثُوٓاْ إِلَّا عَشِيَّةً أَوۡ ضُحَىٰهَا ٤٦
Onu görecekleri gün onlar, sanki bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler.
Onlar onu gördükleri zaman sanki dünyada bir akşam veya onun kuşluk vaktinden fazla kalmamış gibi olurlar.
Kıyameti gördükleri gün onlar, sanki dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler.