بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

هَٰذَا يَوۡمُ لَا يَنطِقُونَ ٣٥

Bugün nutukları tutulacağı gündür.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Bugün onların konuşamayacakları bir gündür.

– Seyyid Kutub

Bu, konuşamayacakları gündür.

– Diyanet İşleri

وَلَا يُؤۡذَنُ لَهُمۡ فَيَعۡتَذِرُونَ ٣٦

İzin de verilmezki itizar ederler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Özür dilemelerine de izin verilmez.

– Seyyid Kutub

Onlara izin de verilmez ki, özür dilesinler.

– Diyanet İşleri

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٣٧

Vay haline o gün yalan diyenlerin.

– Elmalılı Hamdi Yazır

O gün inkarcıların vay haline!

– Seyyid Kutub

O gün vay yalanlayanların hâline!

– Diyanet İşleri

هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِۖ جَمَعۡنَٰكُمۡ وَٱلۡأَوَّلِينَ ٣٨

Bu işte o fasıl günü topladık sizi ve evvelkileri.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Bugün sizi ve sizden öncekileri biraraya getirdiğimiz bir hüküm günüdür.

– Seyyid Kutub

Bu, hüküm ve ayırma günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya toplamışızdır.

– Diyanet İşleri

فَإِن كَانَ لَكُمۡ كَيۡدٞ فَكِيدُونِ ٣٩

Varsa bir fenniniz atlatın beni.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer bana karşı oynayacağınız bir oyununuz varsa haydi, oynayın bakalım.

– Seyyid Kutub

Eğer bir tuzağınız varsa, haydi bana tuzak kurun!

– Diyanet İşleri

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٤٠

Vay haline o gün yalan diyenlerin.

– Elmalılı Hamdi Yazır

O gün inkarcıların vay haline!

– Seyyid Kutub

O gün vay yalanlayanların hâline!

– Diyanet İşleri

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي ظِلَٰلٖ وَعُيُونٖ ٤١

Şüphesiz ki (korunan) müttakîler gölgelerde kaynaklar.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Kötülüklerden sakınanlara gelince anlar ağaç gölgeleri altında ve pınar başlarındadırlar.

– Seyyid Kutub

Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, gölgeler içinde ve pınar başlarındadırlar.

– Diyanet İşleri

وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشۡتَهُونَ ٤٢

Ve canlarının istediğinden meyveler içindedirler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Canlarının çektiği meyvalarla başbaşadırlar.

– Seyyid Kutub

Canlarının çektiği meyveler içerisindedirler.

– Diyanet İşleri

كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٤٣

Yeyin, için âfiyet olsun işlediğiniz amellere mukabil.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Yapmış olduğunuz iyiliklerin karşılığı olarak şimdi afiyetle yiyiniz ve içiniz.

– Seyyid Kutub

“Yapmakta olduğunuz şeylere karşılık afiyetle yiyin için.”

– Diyanet İşleri

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ ٤٤

İşte biz muhsinleri böyle karşılarız.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Biz iyilik yapanları, İşte böyle ödüllendiririz.

– Seyyid Kutub

Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız.

– Diyanet İşleri

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٤٥

Vay halina o gün yalan diyenlerin.

– Elmalılı Hamdi Yazır

O gün inkarcıların vay haline!

– Seyyid Kutub

O gün vay yalanlayanların hâline!

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00