بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ ٧
Kim de bundan ötesini ararsa işte artık onlar haddi aşanlardır.
Bunların ötesine geçmek isteyenler, yasal sınırı aşmış olurlar.
Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır.
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ ٨
Ve onlar ki emanetlerine ve ahidlerine riayetkârdırlar.
Onlar ki, uhdelerine verilen emanetleri korurlar ve sözlerini tutarlar.
Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler.
وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَوَٰتِهِمۡ يُحَافِظُونَ ٩
Onlar ki namazlarının üzerine muhafızlık ederler.
Onlar ki, namazlarını aksatmaksızın kılarlar.
Onlar ki, namazlarını kılmağa devam ederler.
أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡوَٰرِثُونَ ١٠
İşte onlardır o vârisler.
İşte onlar «varis» lerdir.
İşte bunlar varis olanların ta kendileridir.
ٱلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلۡفِرۡدَوۡسَ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ ١١
Ki Firdevse vâris olacak, onda muhallad kalacaklardır.
Yani «Firdevs» cennetinin mirasçılarıdırlar, sürekli olarak orada kalacaklardır.
Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِن سُلَٰلَةٖ مِّن طِينٖ ١٢
Şanım Hakk’ı için biz insanı çamurdan, bir sülâleden yarattık.
Andolsun ki, biz insanı süzme çamurdan yarattık.
Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.
ثُمَّ جَعَلۡنَٰهُ نُطۡفَةٗ فِي قَرَارٖ مَّكِينٖ ١٣
Sonra onu oturaklı bir karargâhta bir nufte yaptık.
Sonra sperma halinde korunaklı bir yuvaya yerleştirdik.
Sonra onu az bir su (meni) hâlinde sağlam bir karargâha (ana rahmine) yerleştirdik.
ثُمَّ خَلَقۡنَا ٱلنُّطۡفَةَ عَلَقَةٗ فَخَلَقۡنَا ٱلۡعَلَقَةَ مُضۡغَةٗ فَخَلَقۡنَا ٱلۡمُضۡغَةَ عِظَٰمٗا فَكَسَوۡنَا ٱلۡعِظَٰمَ لَحۡمٗا ثُمَّ أَنشَأۡنَٰهُ خَلۡقًا ءَاخَرَۚ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحۡسَنُ ٱلۡخَٰلِقِينَ ١٤
Sonra o nufteyi bir aleka yarattık. Derken o alakayı bir mudga yarattık derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra ona diğer bir hılkat neşeti verdik, bak ne şanlı o Allah, yaratanların en güzeli.
Sonra spermayı embriyoya dönüştürdük. Arkasından embriyoyu et parçasına dönüştürdük, arkasından et parçasından kemikler yarattık, arkasından kemiklere et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratığa dönüştürdük. Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne yücedir!
Sonra bu az suyu “alaka” hâline getirdik. Alakayı da “mudga” yaptık. Bu “mudga”yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şânı ne yücedir!
ثُمَّ إِنَّكُم بَعۡدَ ذَٰلِكَ لَمَيِّتُونَ ١٥
Sonra siz bunun arkasından muhakkak öleceksiniz.
Sonra siz, bunun ardından öleceksiniz.
Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz.
ثُمَّ إِنَّكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ تُبۡعَثُونَ ١٦
Sonra siz kıyamet günü muhakkak ba'solunacaksınız.
Sonra siz, kıyamet günü, yeniden diriltileceksiniz.
Sonra yine muhakkak siz, kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz.
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعَ طَرَآئِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلۡخَلۡقِ غَٰفِلِينَ ١٧
Filhakika biz, sizin fevkınızda yedi tarıyk yarattık ve halktan gafil olmadık.
Üstünüzde birinden diğerine geçilebilen yedi katman yarattık. Bu yarattıklarımızı başıboş bırakmayız.
Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.