بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَلَا يَسۡـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمٗا ١٠

Ve bir hısım bir hısıma halini sormaz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Dost dostun halini sormaz.

– Seyyid Kutub

(O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz.

– Diyanet İşleri

يُبَصَّرُونَهُمۡۚ يَوَدُّ ٱلۡمُجۡرِمُ لَوۡ يَفۡتَدِي مِنۡ عَذَابِ يَوۡمِئِذِۭ بِبَنِيهِ ١١

Birbirlerine gösterilirlerken, mücrim isterki fidye verse O günün azâbından oğullarını.

– Elmalılı Hamdi Yazır

birbirlerine gösterirler. Suçlu ister ki o günün azabından kurtulmak için fidye versin: oğullarını,

– Seyyid Kutub

(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.

– Diyanet İşleri

وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ ١٢

Ve refikasını ve biraderini.

– Elmalılı Hamdi Yazır

eşini ve kardeşini,

– Seyyid Kutub

(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.

– Diyanet İşleri

وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِي تُـٔۡوِيهِ ١٣

Ve kendini barındıran fasîlesini.

– Elmalılı Hamdi Yazır

kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini.

– Seyyid Kutub

(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.

– Diyanet İşleri

وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعٗا ثُمَّ يُنجِيهِ ١٤

Ve arzda bulunanların hepsini de sonra kendini kurtarsa.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Ve yeryüzünde bulunanların hepsini versin de tek kendisini kurtarsın.

– Seyyid Kutub

(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.

– Diyanet İşleri

كـَلَّآۖ إِنَّهَا لَظَىٰ ١٥

Hayır, çünkü o salgın bir lezâ.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır! O alevden bir ateştir.

– Seyyid Kutub

(15-16) Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz cehennem, derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.

– Diyanet İşleri

نَزَّاعَةٗ لِّلشَّوَىٰ ١٦

Etrafı soyan nari ceza.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Deriler kavurur, soyar.

– Seyyid Kutub

(15-16) Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz cehennem, derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.

– Diyanet İşleri

تَدۡعُواْ مَنۡ أَدۡبَرَ وَتَوَلَّىٰ ١٧

Çağırır arkasını dönüp tersine gideni.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Kendine çağırır; sırtını dönüp gideni.

– Seyyid Kutub

(17-18) O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.

– Diyanet İşleri

وَجَمَعَ فَأَوۡعَىٰٓ ١٨

Ve toplayıp toplayıp kasaya yığanı.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Mal toplayıp kasada yığanı.

– Seyyid Kutub

(17-18) O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.

– Diyanet İşleri

۞ إِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا ١٩

Hâkikat o insan helu' yaradilmıştır.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Doğrusu insan hırslı ve huysuz yaratılmıştır.

– Seyyid Kutub

Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır.

– Diyanet İşleri

إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعٗا ٢٠

Şer dokundumu mızıkcı.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır.

– Seyyid Kutub

Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00