بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِنَّا مَكَّنَّا لَهُۥ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَءَاتَيۡنَٰهُ مِن كُلِّ شَيۡءٖ سَبَبٗا ٨٤

Biz onun için arzda bir müknet hazırladık ve ona her şeyden bir sebep verdik.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Biz onu yeryüzünde egemen kıldık ve her amaca ulaştıracak sebebi buyruğuna sunduk.

– Seyyid Kutub

Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.

– Diyanet İşleri

فَأَتۡبَعَ سَبَبًا ٨٥

Derken bir sebebi takip etti.

– Elmalılı Hamdi Yazır

O da bir sebebe sarılarak yola koyuldu.

– Seyyid Kutub

O da (Batı’ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.

– Diyanet İşleri

حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَغۡرِبَ ٱلشَّمۡسِ وَجَدَهَا تَغۡرُبُ فِي عَيۡنٍ حَمِئَةٖ وَوَجَدَ عِندَهَا قَوۡمٗاۖ قُلۡنَا يَٰذَا ٱلۡقَرۡنَيۡنِ إِمَّآ أَن تُعَذِّبَ وَإِمَّآ أَن تَتَّخِذَ فِيهِمۡ حُسۡنٗا ٨٦

Tâ gün batıya vardığı vakit onu balçıkla bir gözde gurub ediyor buldu, bir de bunun yanında bir kavim buldu, dedik ki : ey Zülkarneyn! ya tazib edersin veya haklarında bir güzellik ittihaz eylersin.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Sonunda güneşin battığı yere varınca güneşi, çamurlu bir su pınarında batarken buldu. Orada rastladığı bir toplum ile ilgili olarak kendisine «Ey Zülkarneyn, onlara istersen ceza ver, istersen kendilerine iyi davran» dedik.

– Seyyid Kutub

Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kâfir) bir kavim gördü. “Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik.

– Diyanet İşleri

قَالَ أَمَّا مَن ظَلَمَ فَسَوۡفَ نُعَذِّبُهُۥ ثُمَّ يُرَدُّ إِلَىٰ رَبِّهِۦ فَيُعَذِّبُهُۥ عَذَابٗا نُّكۡرٗا ٨٧

Dedi: her kim haksızlık ederse onu muhakkak tazib ederiz, sonra Rabbin’e iade olunur, O da onu görülmedik bir azâba çeker.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Zülkarneyn o topluma dedi ki; «Aranızdaki zalimleri cezaya çarptıracağız. Onlar, ilerde Rabb'lerinin huzuruna vardıklarında eşi görülmemiş, ağır bir azaba uğrayacaklardır.

– Seyyid Kutub

Zülkarneyn, “Her kim zulmederse, biz onu cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır” dedi.

– Diyanet İşleri

وَأَمَّا مَنۡ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحٗا فَلَهُۥ جَزَآءً ٱلۡحُسۡنَىٰۖ وَسَنَقُولُ لَهُۥ مِنۡ أَمۡرِنَا يُسۡرٗا ٨٨

Amma her kim de iman edip iyi bir iş tutarsa buna da mükâfat olarak en güzel âkıbet vardır ve ona emrimizden bir kolaylık söyleriz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

İman edip iyi ameller işleyenlere gelince onları, ödüllerin en güzeli beklemektedir. Böylelerine kolay işler buyuracağız.

– Seyyid Kutub

“Her kim de iman eder ve salih amel işlerse, ona mükâfat olarak daha güzeli var. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz.”

– Diyanet İşleri

ثُمَّ أَتۡبَعَ سَبَبًا ٨٩

Sonra da bir sebebi takip etti. Tâ gün doğu cihetine vardığı vakit onu bir kavim üzerine doğuyor buldu ki onlara güneşin önünden bir siper yapmamıştık.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Arkasından yine bir sebebe sarılarak yola koyuldu.

– Seyyid Kutub

Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.

– Diyanet İşleri

حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَطۡلِعَ ٱلشَّمۡسِ وَجَدَهَا تَطۡلُعُ عَلَىٰ قَوۡمٖ لَّمۡ نَجۡعَل لَّهُم مِّن دُونِهَا سِتۡرٗا ٩٠

Sonra da bir sebebi takip etti. Tâ gün doğu cihetine vardığı vakit onu bir kavim üzerine doğuyor buldu ki onlara güneşin önünden bir siper yapmamıştık.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Sonunda güneşin doğduğu yere varınca güneşi, öyle bir toplumun üzerine doğarken buldu ki, bu adamlar ile güneşin ışınları arasında hiçbir engel, hiçbir sütre koymamıştık.

– Seyyid Kutub

Güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.

– Diyanet İşleri

كَذَٰلِكَۖ وَقَدۡ أَحَطۡنَا بِمَا لَدَيۡهِ خُبۡرٗا ٩١

Böyle, halbuki onun yanında neler vardı temamını biz biliyorduk.

– Elmalılı Hamdi Yazır

İşte böyle, onun serüveni, bütün ayrıntıları ile bilgimizin kapsamı içindedir.

– Seyyid Kutub

İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.

– Diyanet İşleri

ثُمَّ أَتۡبَعَ سَبَبًا ٩٢

Sonra da diğer bir sebebi takip etti.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Arkasından yine bir sebebe sarılarak yola koyuldu.

– Seyyid Kutub

Sonra yine bir yol tuttu.

– Diyanet İşleri

حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ بَيۡنَ ٱلسَّدَّيۡنِ وَجَدَ مِن دُونِهِمَا قَوۡمٗا لَّا يَكَادُونَ يَفۡقَهُونَ قَوۡلٗا ٩٣

Tâ iki sedd arasına vardığı vakit önlerinde bir kavim buldu ki hemen hemen söz anlayacâk bir halde değil gibi idiler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Sonunda iki seddin arasına varınca setlerin berisinde nerede ise hiç söz anlamayan bir toplumla karşılaştı.

– Seyyid Kutub

İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.

– Diyanet İşleri

قَالُواْ يَٰذَا ٱلۡقَرۡنَيۡنِ إِنَّ يَأۡجُوجَ وَمَأۡجُوجَ مُفۡسِدُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَهَلۡ نَجۡعَلُ لَكَ خَرۡجًا عَلَىٰٓ أَن تَجۡعَلَ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَهُمۡ سَدّٗا ٩٤

Dediler ki ey Zülkarneyn! haberin olsun Ye'cuc ile Me'cuc bu arzda fesad yapıp duruyorlar, onun için onlarla bizim aramıza bir sed yapman şartı ile sana biz bir harc versek olur mu?

– Elmalılı Hamdi Yazır

Bu adamlar «Ey Zülkarneyn, Ye'cuc ile Me'cuc bu yörede sürekli kargaşa çıkaran topluluklardır. Sana bir miktar mal versek, karşılığında onlar ile aramızda bir set yapar mısın?» dediler.

– Seyyid Kutub

Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ve Me’cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?”

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00