بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

سَيُهۡزَمُ ٱلۡجَمۡعُ وَيُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ ٤٥

Her halde o cemiyyet bozulacak ve arkalarını dönüp gidecekler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Yakında orduları bozguna uğratılacak ve geri püskürtüleceklerdir.

– Seyyid Kutub

O topluluk yakında (Bedir’de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.

– Diyanet İşleri

بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوۡعِدُهُمۡ وَٱلسَّاعَةُ أَدۡهَىٰ وَأَمَرُّ ٤٦

Daha doğrusu onların asıl mev'ıdi saattir ve o saat daha acı ve daha belâ ve bedterdir.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Asıl azaba kıyamet günü çarpılacaklardır. Kıyamet günü onlar için daha feci ve daha acıdır.

– Seyyid Kutub

Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.

– Diyanet İşleri

إِنَّ ٱلۡمُجۡرِمِينَ فِي ضَلَٰلٖ وَسُعُرٖ ٤٧

Muhakkak ki mücrimler şaşkınlık ve çılgınlıklar içindedirler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Suçlular şaşkınlık ve ateş içindedirler.

– Seyyid Kutub

Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler.

– Diyanet İşleri

يَوۡمَ يُسۡحَبُونَ فِي ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمۡ ذُوقُواْ مَسَّ سَقَرَ ٤٨

O gün ki yüzleri üstü ateşte sürüklenecekler tadın ne imiş diye messi Sakar.

– Elmalılı Hamdi Yazır

O gün onlar yüzüstü sürüklenerek cehenneme atılırlar; «Ateşin vücudunuza değişini tadınız» diye.

– Seyyid Kutub

Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, “Cehennemin dokunuşunu tadın!” denecek.

– Diyanet İşleri

إِنَّا كُلَّ شَيۡءٍ خَلَقۡنَٰهُ بِقَدَرٖ ٤٩

Haberiniz olsun ki biz her şeyi bir kaderle yaratmışızdır.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Biz her şeyi belirli bir plan uyarınca yarattık.

– Seyyid Kutub

Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.

– Diyanet İşleri

وَمَآ أَمۡرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٞ كَلَمۡحِۭ بِٱلۡبَصَرِ ٥٠

Emrimiz de başka değil birdir, bir lemhi basar gibidir.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Bizim buyruğumuz göz kırpması kadar kısa sürede gerçekleşen bir tek sözdür.

– Seyyid Kutub

Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.)

– Diyanet İşleri

وَلَقَدۡ أَهۡلَكۡنَآ أَشۡيَاعَكُمۡ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٖ ٥١

Celâlim Hakkı için emsalinizi hep helâk da ettik fakat hani düşünen?

– Elmalılı Hamdi Yazır

Biz sizin gibi sapıkları daha önce yokettik. Öğüt alan yok mu?

– Seyyid Kutub

Andolsun, biz sizin gibileri hep helâk ettik. Fakat var mı düşünüp öğüt alan?

– Diyanet İşleri

وَكُلُّ شَيۡءٖ فَعَلُوهُ فِي ٱلزُّبُرِ ٥٢

Bununla beraber işledikleri her şey defterlerdedir.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Onların yaptıkları herşey defterlere geçmiştir.

– Seyyid Kutub

İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır.

– Diyanet İşleri

وَكُلُّ صَغِيرٖ وَكَبِيرٖ مُّسۡتَطَرٌ ٥٣

Ve küçük büyük hepsi satra geçmiştir.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Küçük büyük bütün davranışları satırlara işlenmiştir.

– Seyyid Kutub

Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır.

– Diyanet İşleri

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي جَنَّٰتٖ وَنَهَرٖ ٥٤

Şüphesiz müttekiler cennetlerde nur içinde.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Kötülüklerden sakınanlar cennetlerde ve ırmak kenarlarındadırlar.

– Seyyid Kutub

Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar.

– Diyanet İşleri

فِي مَقۡعَدِ صِدۡقٍ عِندَ مَلِيكٖ مُّقۡتَدِرِۭ ٥٥

Sadakat meclisinde, kudretine nihayet olmayan bir şehinşahın huzuru kibriyasında.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Güçlü hükümdarın katında güvenli bir konutta ağırlanacaklardır.

– Seyyid Kutub

Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler.

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00