بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَغَدَوۡاْ عَلَىٰ حَرۡدٖ قَٰدِرِينَ ٢٥

Sırf bir mena gücleri yeterek erkenden gittiler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Ürünleri toplayacaklarından emin olarak erkenden gittiler.

– Seyyid Kutub

(Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği hâlde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.

– Diyanet İşleri

فَلَمَّا رَأَوۡهَا قَالُوٓاْ إِنَّا لَضَآلُّونَ ٢٦

Vakta ki o bağı gördüler, biz, dediler: her halde yanlış gelmişiz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat bahçeyi görünce «Herhalde biz yolu şaşırdık» dediler.

– Seyyid Kutub

Fakat bahçeyi o hâlde gördüklerinde, “Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!” dediler.

– Diyanet İşleri

بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ ٢٧

Yok biz mahrum edilmişiz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır doğrusu biz mahrum bırakıldık.

– Seyyid Kutub

(Gerçeği anlayınca da), “Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!” dediler.

– Diyanet İşleri

قَالَ أَوۡسَطُهُمۡ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ لَوۡلَا تُسَبِّحُونَ ٢٨

Ortancaları (en mutedilleri) demedim mi size: tesbîh etseydiniz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Ortancaları, «Ben size demedim mi? Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmeniz gerekmez miydi?» dedi.

– Seyyid Kutub

Onların en akl-ı selim sahibi olanı, “Ben size ‘Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?” dedi.

– Diyanet İşleri

قَالُواْ سُبۡحَٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ ٢٩

Sübhansın ya Rabbena! Dediler: bizler doğrusu zalimlermişiz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

«Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz kendi kendimize zulüm etmişiz» dediler.

– Seyyid Kutub

Onlar, “Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz” dediler.

– Diyanet İşleri

فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖ يَتَلَٰوَمُونَ ٣٠

Sonra döndüler kendilerine levm ediyorlardı.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.

– Seyyid Kutub

Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.

– Diyanet İşleri

قَالُواْ يَٰوَيۡلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَٰغِينَ ٣١

Yazıklar olsun bizlere, bizler doğrusu azgınlarmışız.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Nihayet şöyle dediler: «Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kimselermişiz.»

– Seyyid Kutub

Şöyle dediler: “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!”

– Diyanet İşleri

عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبۡدِلَنَا خَيۡرٗا مِّنۡهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ ٣٢

Ola ki Rabbimiz bize onun yerine daha hayırlısını vere, her halde biz bütün rağbetimizi Rabbımıza çeviriyoruz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; doğrusu artık, Rabbimizden dilemekteyiz.

– Seyyid Kutub

“Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz artık Rabbimizi arzulayanlarız.”

– Diyanet İşleri

كَذَٰلِكَ ٱلۡعَذَابُۖ وَلَعَذَابُ ٱلۡأٓخِرَةِ أَكۡبَرُۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ ٣٣

İşte böyledir azâb, ve elbette Âhiret azâbı daha büyüktür, fakat bilselerdi.

– Elmalılı Hamdi Yazır

İşte azab böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi.

– Seyyid Kutub

İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi!

– Diyanet İşleri

إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمۡ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ ٣٤

Şüphesiz ki korunan müttakîler içindir rablarının indinde naîm cennetleri.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Muttakiler içinde Rabbleri katında nimet bahçeleri vardır.

– Seyyid Kutub

Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında Naîm cennetleri vardır.

– Diyanet İşleri

أَفَنَجۡعَلُ ٱلۡمُسۡلِمِينَ كَٱلۡمُجۡرِمِينَ ٣٥

Ya artık, müslimleri mücrimler gibi kılar mıyız?

– Elmalılı Hamdi Yazır

Öyle ya biz Müslümanları o günahkarlarla bir tutar mıyız hiç?

– Seyyid Kutub

Biz müslümanları suçlular gibi kılar mıyız?

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00