بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَإِلَى ٱلۡجِبَالِ كَيۡفَ نُصِبَتۡ ١٩
Ve o dağlara: nasıl dikilmiş?
Dağların nasıl dikildiğine?
Dağlara bakmıyorlar mı, nasıl dikilmişlerdir!
وَإِلَى ٱلۡأَرۡضِ كَيۡفَ سُطِحَتۡ ٢٠
Ve o arz’a nasıl satıhlanmış?
Yerin nasıl yayıldığına?
Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır!
فَذَكِّرۡ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٞ ٢١
Haydi ihtar et; sen şimdi sırf bir ögütçüsün.
Ey Muhammed! Sen öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt verensin.
Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
لَّسۡتَ عَلَيۡهِم بِمُصَيۡطِرٍ ٢٢
Üzerlerine musallat değilsin.
Onların üzerinde zorlayıcı değilsin.
Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin.
إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ ٢٣
Ancak tersine giden ve küfr eden başka.
Ancak kim yüz çevirir, inkar ederse,
(23-24) Ancak, kim yüz çevirir, inkâr ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَكۡبَرَ ٢٤
Ki Allah onları en büyük azâb ile tazib edecek.
Allah onu en büyük azaba uğratır.
(23-24) Ancak, kim yüz çevirir, inkâr ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
إِنَّ إِلَيۡنَآ إِيَابَهُمۡ ٢٥
Muhakkak onlar döne dolaşa bize gelecekler.
Dönüşleri bizedir.
Şüphesiz onların dönüşü ancak bizedir.
ثُمَّ إِنَّ عَلَيۡنَا حِسَابَهُم ٢٦
Sonrada muhakkak bize hesab verecekler.
Sonra onların hesabını görmek bize düşer.
Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.