بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِنَّا كَاشِفُواْ ٱلۡعَذَابِ قَلِيلًاۚ إِنَّكُمۡ عَآئِدُونَ ١٥
Biz o azâbı biraz açacağız, fakat siz yine döneceksiniz.
Biz sizden azabı birazcık kaldıracağız, fakat siz yine inkara döneceksiniz.
Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız, siz de yine eski halinize döneceksiniz.
يَوۡمَ نَبۡطِشُ ٱلۡبَطۡشَةَ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ ١٦
Ama o büyük satvetle sıkıvereceğimiz gün her hâlde Biz intikam alacağız.
O gün büyük bir şiddetle çarparız; zira Biz öç alıcıyız!
Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. Şüphesiz biz öcümüzü alırız.
۞ وَلَقَدۡ فَتَنَّا قَبۡلَهُمۡ قَوۡمَ فِرۡعَوۡنَ وَجَآءَهُمۡ رَسُولٞ كَرِيمٌ ١٧
Celâlim hakkı için onlardan evvel Firavun’un kavmini fitneye düşürdük, onlara da kerîm bir resul gelmişti.
Andolsun, onlardan önce Firavun toplumuna da imkanlar vererek sınamıştık. Onlara saygın bir peygamber gelmişti.
Andolsun, onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Onlara değerli bir peygamber (Mûsâ) gelmişti.
أَنۡ أَدُّوٓاْ إِلَيَّ عِبَادَ ٱللَّهِۖ إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينٞ ١٨
Şöyle diye: “Allah’ın kullarını bana teslim edin, çünkü ben size emîn bir resûlüm.
Ey Allah'ın kulları! Bana gelin, doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
O şöyle demişti: "Allah'ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim."
وَأَن لَّا تَعۡلُواْ عَلَى ٱللَّهِۖ إِنِّيٓ ءَاتِيكُم بِسُلۡطَٰنٖ مُّبِينٖ ١٩
Ve Allah’a karşı baş kaldırmayın, çünkü ben size açık bir burhan ile geliyorum.
Allah'a karşı büyüklük taslamayın. Ben size apaçık bir delil getiriyorum.
"Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum."
وَإِنِّي عُذۡتُ بِرَبِّي وَرَبِّكُمۡ أَن تَرۡجُمُونِ ٢٠
Ve haberiniz olsun ki ben sizin beni recminizden Rabbim ve Rabbinize sığınmışımdır.
Ben, beni taşlayıp öldürmenizden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım.
"Şüphesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım."
وَإِن لَّمۡ تُؤۡمِنُواْ لِي فَٱعۡتَزِلُونِ ٢١
Onun için eğer bana iman etmezseniz bari benden çekilin”.
Eğer bana inanmadınızsa bari yolumdan çekilin.
"Bana inanmadınızsa benden uzak durun."
فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوۡمٞ مُّجۡرِمُونَ ٢٢
Sonra Rabbine dua etti: “bak bunlar mücrim bir kavim” dedi.
Sonra Musa: «Bunlar, suç işleyen bir toplum» diye Rabbine dua etti.
Sonra Mûsâ Rabbine, "Bunlar günahkâr bir toplumdur" diye seslendi.
فَأَسۡرِ بِعِبَادِي لَيۡلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ ٢٣
“Hemen” buyurdu, “kullarımı geceleyin yürüt, çünkü siz tâkip olunacaksınız.
Allah da şöyle buyurdu: «Kullarımı geceleyin yola çıkar; şüphesiz takip olunacaksınız.»
Allah da şöyle dedi: "O halde kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz."
وَٱتۡرُكِ ٱلۡبَحۡرَ رَهۡوًاۖ إِنَّهُمۡ جُندٞ مُّغۡرَقُونَ ٢٤
Ve denizi açık bırak, çünkü onlar ordu hâlinde gelip gark olunacaklar”.
Denizi yarıp toplumunu geçirdikten sonra olduğu gibi açık bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
"Denizi açık halde bırak." Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
كَمۡ تَرَكُواْ مِن جَنَّٰتٖ وَعُيُونٖ ٢٥
Neler terk etmişlerdi: Ne cennetler, ne kaynaklar, ne çiftlikler,
Onlar geride nice şeyler bıraktılar; bahçeler, çeşmeler.
Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.