بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

قَالُواْ يَٰمُوسَىٰٓ إِمَّآ أَن تُلۡقِيَ وَإِمَّآ أَن نَّكُونَ نَحۡنُ ٱلۡمُلۡقِينَ ١١٥

Yâ Musâ! dediler: Sen mi hünerini ortaya atacaksın, yoksa atanlar biz mi olacağız?

– Elmalılı Hamdi Yazır

Büyücüler: Ya Musa, önce sen mi hünerini ortaya koyacaksın, yoksa biz mi önce hünerimizi ortaya atalım» dediler.

– Seyyid Kutub

(Sihirbazlar), “Ey Mûsâ! Ya önce sen at, ya da önce atanlar biz olalım” dediler.

– Diyanet İşleri

قَالَ أَلۡقُواْۖ فَلَمَّآ أَلۡقَوۡاْ سَحَرُوٓاْ أَعۡيُنَ ٱلنَّاسِ وَٱسۡتَرۡهَبُوهُمۡ وَجَآءُو بِسِحۡرٍ عَظِيمٖ ١١٦

Siz atın, dedi, vaktaki atacaklarını attılar, Nasın gözlerini büyülediler ve onları dehşete düşürdüler, hasılı büyük bir sihir gösterdiler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Musa, 'Önce siz atın' dedi. Büyücüler hünerlerini ortaya atınca, insanların gözlerini büyülediler, onları ürküttüler ve müthiş bir büyü gösterisi gerçekleştirdiler.

– Seyyid Kutub

(Mûsâ), “Siz atın” dedi. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar. Büyük bir sihir yaptılar.

– Diyanet İşleri

۞ وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنۡ أَلۡقِ عَصَاكَۖ فَإِذَا هِيَ تَلۡقَفُ مَا يَأۡفِكُونَ ١١٧

Biz de Mûsâ’ya "asanı bırakıver" diye vahy ettik, bir de baktılar ki o, onların bütün uydurduklarını yalayıp yutuyor.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Biz de Musa'ya 'Elindeki değneği yere at' diye vahyettik, değnek onların bütün göz boyayıcılıklarını yutuverdi.

– Seyyid Kutub

Biz de Mûsâ’ya, “Elindeki değneğini at” diye vahyettik. Bir de ne görsünler o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.

– Diyanet İşleri

فَوَقَعَ ٱلۡحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ١١٨

Artık hak meydana çıktı ve onların bütün yaptıkları hiçe gitti.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların bütün marifetleri boşa çıktı.

– Seyyid Kutub

Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı.

– Diyanet İşleri

فَغُلِبُواْ هُنَالِكَ وَٱنقَلَبُواْ صَٰغِرِينَ ١١٩

Artık orada mağlûb olmuşlardı, küçük düşmüşlerdi.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Orada yenilgiye uğradılar ve burunları (onurları) kırılıverdi.

– Seyyid Kutub

Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi.

– Diyanet İşleri

وَأُلۡقِيَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ ١٢٠

Sihirbazlar hep birden secdeye kapandılar.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Bütün büyücüler secdeye kapandılar.

– Seyyid Kutub

Sihirbazlar ise secdeye kapandılar.

– Diyanet İşleri

قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ١٢١

İman ettik, dediler: o Rabb’ül-âlemîn’e.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Tüm varlıkların Rabbine inandık dediler.

– Seyyid Kutub

“Âlemlerin Rabbine iman ettik” dediler.

– Diyanet İşleri

رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ١٢٢

Musâ ve Harun’un Rabbin’e.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Musa ile Harun'un Rabbine.

– Seyyid Kutub

“Mûsâ ve Hârûn’un Rabbine.”

– Diyanet İşleri

قَالَ فِرۡعَوۡنُ ءَامَنتُم بِهِۦ قَبۡلَ أَنۡ ءَاذَنَ لَكُمۡۖ إِنَّ هَٰذَا لَمَكۡرٞ مَّكَرۡتُمُوهُ فِي ٱلۡمَدِينَةِ لِتُخۡرِجُواْ مِنۡهَآ أَهۡلَهَاۖ فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ ١٢٣

Firavun, siz, dedi: Ona ben izin vermeden iman ettiniz ha, bu her halde bir hud'a siz bu hud'ayı şehirde kurmuşsunuz, yerli ehaliyi ondan çıkarmak istiyorsunuz, o halde yakında anlarsınız.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Firavun onlara dedi ki; «Ben izin vermeden O'na inandınız, öyle mi? Bu, bu kentin halkını buradan çıkarabilmek için daha önceden burada tekrarladığınız bir komplodur, ama yakında başınıza neler geleceğini öğreneceksiniz!»

– Seyyid Kutub

Firavun, “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!” dedi. “Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. Göreceksiniz!”

– Diyanet İşleri

لَأُقَطِّعَنَّ أَيۡدِيَكُمۡ وَأَرۡجُلَكُم مِّنۡ خِلَٰفٖ ثُمَّ لَأُصَلِّبَنَّكُمۡ أَجۡمَعِينَ ١٢٤

Mutlak sizin ellerinizi, ayaklarınızı çaprazına keseceğim, mutlak sizi, hepinizi birden asacağım.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Andolsun ki, sağlı-sollu birer el ve ayağınızı kesecek ve arkasından tümünüzü asacağım.

– Seyyid Kutub

“Mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da (ibret olsun diye) sizin tümünüzü elbette asacağım.”

– Diyanet İşleri

قَالُوٓاْ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ ١٢٥

Biz, dediler: Şüphesiz Rabb’imiza, döneceğiz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Büyücüler de dediler ki, «Biz zaten Rabbimize döneceğiz.

– Seyyid Kutub

Dediler ki: “Biz mutlaka Rabbimize döneceğiz.”

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00