بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِيَ بَيۡضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ ١٠٨

Ve elini sıyırdı çıkardı, ne baksın o bakanlara bembeyaz parlıyor.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Ve elini yeninin altından çıkardı, bakanlar onun ak bir parıltı saçtığını gördüler.

– Seyyid Kutub

Elini (koynundan) çıkardı. Bir de ne görsünler o, bakanlar için, bembeyaz olmuş.

– Diyanet İşleri

قَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِ فِرۡعَوۡنَ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمٞ ١٠٩

Firavun’un kavminden o cemiyyet, bu, dedi: şüphesiz çok bilgiç bir sihirbaz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Firavun'un ileri gelen soydaşları dediler ki, Bu adam bilgili bir büyücüdür.»

– Seyyid Kutub

Firavun’un kavminden ileri gelenler, dediler ki: “Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır.”

– Diyanet İşleri

يُرِيدُ أَن يُخۡرِجَكُم مِّنۡ أَرۡضِكُمۡۖ فَمَاذَا تَأۡمُرُونَ ١١٠

Sizi yerinizden çıkarmak istiyor, binaenaleyh ne emr edersiniz?

– Elmalılı Hamdi Yazır

Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Peki ne buyurursunuz?

– Seyyid Kutub

“Sizi yerinizden çıkarmak istiyor.” Firavun, ileri gelenlere, “Öyle ise siz ne düşünüyorsunuz?” dedi.

– Diyanet İşleri

قَالُوٓاْ أَرۡجِهۡ وَأَخَاهُ وَأَرۡسِلۡ فِي ٱلۡمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ ١١١

Onu ve kardeşini dediler: eğle, ve şehirlere toplayıcılar yolla.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Onu kardeşi ile birlikte oyala ve bütün kentlere adam toplayacak elçiler gönder.

– Seyyid Kutub

Onlar şöyle dediler: “Mûsâ’yı ve kardeşini (bir süre) beklet (haklarında bir işlem yapma) ve şehirlere toplayıcılar yolla.”

– Diyanet İşleri

يَأۡتُوكَ بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمٖ ١١٢

Mâhir sihirbazların hepsini sana getirsinler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Bütün bilgili büyücüleri sana getirsinler.

– Seyyid Kutub

“Bütün usta sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler.”

– Diyanet İşleri

وَجَآءَ ٱلسَّحَرَةُ فِرۡعَوۡنَ قَالُوٓاْ إِنَّ لَنَا لَأَجۡرًا إِن كُنَّا نَحۡنُ ٱلۡغَٰلِبِينَ ١١٣

Bütün sihirbazlar da Firavuna geldiler, elbette, dediler: Galib gelenler biz olursak bize mükâfat şüphesiz ya?

– Elmalılı Hamdi Yazır

Firavun'un büyücüleri geldiler. «Eğer biz yenecek olursak, bize bir ödül verilecek, değil mi?» dediler.

– Seyyid Kutub

Sihirbazlar Firavun’a geldiler. “Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükâfat vardır, değil mi?” dediler.

– Diyanet İşleri

قَالَ نَعَمۡ وَإِنَّكُمۡ لَمِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ ١١٤

Evet, dedi: Hem o vakit siz elbette gözdelerdensiniz.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Firavun: «Evet, yakın adamlarım arasına gireceksiniz» dedi.

– Seyyid Kutub

Firavun, “Evet. Üstelik siz (ücretle de kalmayacaksınız) mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız” dedi.

– Diyanet İşleri

قَالُواْ يَٰمُوسَىٰٓ إِمَّآ أَن تُلۡقِيَ وَإِمَّآ أَن نَّكُونَ نَحۡنُ ٱلۡمُلۡقِينَ ١١٥

Yâ Musâ! dediler: Sen mi hünerini ortaya atacaksın, yoksa atanlar biz mi olacağız?

– Elmalılı Hamdi Yazır

Büyücüler: Ya Musa, önce sen mi hünerini ortaya koyacaksın, yoksa biz mi önce hünerimizi ortaya atalım» dediler.

– Seyyid Kutub

(Sihirbazlar), “Ey Mûsâ! Ya önce sen at, ya da önce atanlar biz olalım” dediler.

– Diyanet İşleri

قَالَ أَلۡقُواْۖ فَلَمَّآ أَلۡقَوۡاْ سَحَرُوٓاْ أَعۡيُنَ ٱلنَّاسِ وَٱسۡتَرۡهَبُوهُمۡ وَجَآءُو بِسِحۡرٍ عَظِيمٖ ١١٦

Siz atın, dedi, vaktaki atacaklarını attılar, Nasın gözlerini büyülediler ve onları dehşete düşürdüler, hasılı büyük bir sihir gösterdiler.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Musa, 'Önce siz atın' dedi. Büyücüler hünerlerini ortaya atınca, insanların gözlerini büyülediler, onları ürküttüler ve müthiş bir büyü gösterisi gerçekleştirdiler.

– Seyyid Kutub

(Mûsâ), “Siz atın” dedi. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar. Büyük bir sihir yaptılar.

– Diyanet İşleri

۞ وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنۡ أَلۡقِ عَصَاكَۖ فَإِذَا هِيَ تَلۡقَفُ مَا يَأۡفِكُونَ ١١٧

Biz de Mûsâ’ya "asanı bırakıver" diye vahy ettik, bir de baktılar ki o, onların bütün uydurduklarını yalayıp yutuyor.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Biz de Musa'ya 'Elindeki değneği yere at' diye vahyettik, değnek onların bütün göz boyayıcılıklarını yutuverdi.

– Seyyid Kutub

Biz de Mûsâ’ya, “Elindeki değneğini at” diye vahyettik. Bir de ne görsünler o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.

– Diyanet İşleri

فَوَقَعَ ٱلۡحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ١١٨

Artık hak meydana çıktı ve onların bütün yaptıkları hiçe gitti.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların bütün marifetleri boşa çıktı.

– Seyyid Kutub

Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı.

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00