بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَهُوَ يَخۡشَىٰ ٩

Haşyet duyarak gelmişken.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Allah'tan sakınarak gelmişken.

– Seyyid Kutub

(8-10) Allah’a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

– Diyanet İşleri

فَأَنتَ عَنۡهُ تَلَهَّىٰ ١٠

Sen ondan tegafül ediyorsun.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Sen onunla ilgilenmiyorsun!

– Seyyid Kutub

(8-10) Allah’a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

– Diyanet İşleri

كـَلَّآ إِنَّهَا تَذۡكِرَةٞ ١١

Hayır hayır zinhar, çünkü o bir tezkiredir.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Asla olmaz böyle şey! Kur'an ayetleri birer hatırlatmadır öğüttür.

– Seyyid Kutub

Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur’an) bir öğüttür.

– Diyanet İşleri

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ ١٢

Şimdi onu dileyen tezekkür etsin.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Dileyen onu düşünüp öğüt alır.

– Seyyid Kutub

Dileyen ondan öğüt alır.

– Diyanet İşleri

فِي صُحُفٖ مُّكَرَّمَةٖ ١٣

O kıymetli sahifelerde tekrim edilir.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Sahifeler içindedirler, değerli, şanlı.

– Seyyid Kutub

(13-16) O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

– Diyanet İşleri

مَّرۡفُوعَةٖ مُّطَهَّرَةِۭ ١٤

Yüksek tutulur mutahher (sahîfelerde).

– Elmalılı Hamdi Yazır

Yükseltilen ve tertemiz tutulan (sahifeler)

– Seyyid Kutub

(13-16) O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

– Diyanet İşleri

بِأَيۡدِي سَفَرَةٖ ١٥

Sefere ellerinde.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Taşıyıcıların ellerindedirler.

– Seyyid Kutub

(13-16) O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

– Diyanet İşleri

كِرَامِۭ بَرَرَةٖ ١٦

Kiramı berabere.

– Elmalılı Hamdi Yazır

(Allah'a göre) değerli ve çok iyi (yazıcı ve taşıyıcıların).

– Seyyid Kutub

(13-16) O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

– Diyanet İşleri

قُتِلَ ٱلۡإِنسَٰنُ مَآ أَكۡفَرَهُۥ ١٧

O kahrolası insan ne nankör şey.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Kahrolası insan ne kadar da nankördür.

– Seyyid Kutub

Kahrolası (inkârcı) insan! Ne nankördür o!

– Diyanet İşleri

مِنۡ أَيِّ شَيۡءٍ خَلَقَهُۥ ١٨

O yaratan onu hangi şeyden yarattı?

– Elmalılı Hamdi Yazır

Allah onu hangi şeyden yarattı.

– Seyyid Kutub

Allah, onu hangi şeyden yarattı?

– Diyanet İşleri

مِن نُّطۡفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ ١٩

Bir nutfeden, yarattı da onu biçimine koydu.

– Elmalılı Hamdi Yazır

Nutfe (sperm)den. Onu yarattı ve ona biçim verdi.

– Seyyid Kutub

Az bir sudan (meniden). Onu yarattı ve ona ölçülü bir şekil verdi.

– Diyanet İşleri

AYARLAR
Okuyucu

Yazı Boyutu


00:00
00:00