Bu başlık altında (162) ayet bulunmaktadır.
-
Bakara, 2:124
Bir zaman Rabbi İbrahim'i bir takım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder yapacağım." İbrahim de, "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" demişti. Bunun üzerine Rabbi, "Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz" demişti.
-
Bakara, 2:125
Hani, biz Kâbe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe'yi) tertemiz tutun."
-
Bakara, 2:126
Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah da, "İnkâr edeni bile az bir süre, (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır; sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!" demişti.
-
Bakara, 2:127
Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe'nin) temellerini yükseltiyor, "Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin" diyorlardı.
-
Bakara, 2:130
Kendini bilmeyenden başka İbrahim'in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, biz İbrahim'i bu dünyada seçkin kıldık. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir.
-
Bakara, 2:132
İbrahim bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: "Oğullarım! Allah sizin için bu dini (İslâm'ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün" dedi.
-
Bakara, 2:133
Yoksa siz Yakub'un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediği, onların da, "Senin ilahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın ilahı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler ona boyun eğmiş müslümanlarız." dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz?
-
Bakara, 2:135
(Yahudiler) "Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız" dediler. De ki: "Hayır, hakka yönelen İbrahim'in dinine uyarız. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi."
-
Bakara, 2:136
Deyin ki: "Biz Allah'a, bize indirilene (Kur'an'a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa'ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab'lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz."
-
Bakara, 2:140
Yoksa siz, "İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler" mi diyorsunuz? De ki: "Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?" Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
-
Bakara, 2:258
Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, "Benim Rabbim diriltir, öldürür." demiş; o da, "Ben de diriltir, öldürürüm" demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, "Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir" deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
-
Bakara, 2:260
Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için" demişti. "Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."
-
Âli İmrân, 3:33
Şüphesiz, Allah, Adem'i, Nûh'u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı.Allah her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
-
Âli İmrân, 3:65
Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?
-
Âli İmrân, 3:66
İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.
-
Âli İmrân, 3:67
İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah'ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah'a ortak koşanlardan da değildi.
-
Âli İmrân, 3:68
Şüphesiz, insanların İbrahim'e en yakın olanı, elbette ona uyanlar, bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü'minlerdir. Allah da mü'minlerin dostudur.
-
Âli İmrân, 3:84
De ki: "Allah'a, bize indirilene (Kur'an'a) İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ'ya, İsa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz ona teslim olanlarız."
-
Âli İmrân, 3:95
De ki: "Allah doğru söylemiştir. Öyle ise hakka yönelen İbrahim'in dinine uyun. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi."
-
Âli İmrân, 3:97
Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey ona muhtaçtır.)
-
En'âm, 6:74
Hani İbrahim babası Âzer'e, "Sen putları ilah mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum" demişti.
-
En'âm, 6:75
İşte böylece İbrahim'e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun.
-
En'âm, 6:76
Üzerine gece karanlığı basınca bir yıldız gördü. "İşte Rabbim!" dedi. Yıldız batınca da, "Ben öyle batanları sevmem" dedi.
-
En'âm, 6:77
Ay'ı doğarken görünce de, "İşte Rabbim!" dedi. Ay da batınca, "Andolsun ki, Rabbim bana doğru yolu göstermezse mutlaka ben de sapıklardan olurum" dedi.
-
En'âm, 6:78
Güneşi doğarken görünce de, "İşte benim Rabbim! Bu daha büyük" dedi. O da batınca (kavmine dönüp), "Ey kavmim!" Ben sizin Allah'a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım" dedi.
-
En'âm, 6:79
"Ben hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben Allah'a ortak koşanlardan değilim."
-
En'âm, 6:80
Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: "Beni doğru yola iletmişken Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin ona ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbim'in bir şey dilemiş olması başka. Rabbim'in ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?"
-
En'âm, 6:81
"Allah'ın, size, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ona ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye korkayım? Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha layıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin."
-
En'âm, 6:82
İman edip de imanlarına zulmü (şirki) bulaştırmayanlar var ya; işte güven onların hakkıdır. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır.
-
En'âm, 6:83
İşte kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimiz... Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.
-
En'âm, 6:84
Biz ona İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik. Hepsini hidayete erdirdik. Daha önce Nûh'u da hidayete erdirmiştik. Zürriyetinden Dâvud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yûsuf'u, Mûsâ'yı ve Hârûn'u da. İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.
-
Hûd, 11:69
Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim'e müjde getirip "Selâm sana!" dediler. O, "Size de selâm" dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi.
-
Hûd, 11:70
Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: "Korkma, çünkü biz Lût kavmine gönderildik."
-
Hûd, 11:71
İbrahim'in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak'ı müjdeledik; İshak'ın arkasından da Yakûb'u.
-
Hûd, 11:72
Karısı, "Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu çok şaşılacak bir şey!" dedi.
-
Hûd, 11:73
Melekler, "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O övülmeye layıktır, şanı yücedir." dediler.
-
Hûd, 11:74
İbrahim'in korkusu gidip, kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı.
-
Hûd, 11:75
Çünkü İbrahim çok içli ve Allah'a yönelen bir kimseydi.
-
Hûd, 11:76
Elçilerimiz, "Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir" dediler.
-
Yûsuf, 12:6
"İşte Rabbin seni böylece seçecek, sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak'a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir."
-
Yûsuf, 12:38
"Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Bizim Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara Allah'ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler."
-
Hicr, 15:51
Onlara İbrahim'in misafirlerinden de haber ver.
-
Hicr, 15:52
Hani misafirler İbrahim'in yanına girmiş ve "Selam" demişlerdi. O da, "Gerçekten biz sizden korkuyoruz" demişti.
-
Hicr, 15:53
Onlar, "Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz" dediler.
-
Hicr, 15:54
İbrahim, "Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?" dedi.
-
Hicr, 15:55
"Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma" dediler.
-
Hicr, 15:56
Dedi ki: "Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?"
-
Hicr, 15:57
İbrahim, "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi.
-
Hicr, 15:58
Şöyle dediler: "Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik.
-
Hicr, 15:59
Lût'un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût'un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik."
-
Hicr, 15:60
Lût'un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût'un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik."
-
Nahl, 16:119
Sonra, şüphesiz ki Rabbin; cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
-
Nahl, 16:123
Sonra da sana, "Hakka yönelen İbrahim'in dinine uy. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi" diye vahyettik.
-
Meryem, 19:45
"Babacığım! Doğrusu ben, sana, çok esirgeyici Rahmân tarafından bir azabın dokunmasından, böylece şeytana bir dost olmandan korkuyorum."
-
Meryem, 19:46
Babası, "Ey İbrahim! Sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım. Uzun bir süre benden uzaklaş!" dedi.
-
Meryem, 19:47
İbrahim şöyle dedi: "Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. Şüphesiz O, beni nimetleriyle kuşatmıştır."
-
Meryem, 19:48
"Sizi ve Allah'tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb'ime ibadet ediyorum. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum."
-
Meryem, 19:49
İbrahim, onları da onların taptıklarını da terk edince ona İshak ile Yakub'u bağışladık ve her birini peygamber yaptık.
-
Meryem, 19:50
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).
-
Enbiyâ, 21:51
Andolsun, daha önce de İbrahim'e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
-
Enbiyâ, 21:52
Hani o babasına ve kavmine, "Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?" demişti.
-
Enbiyâ, 21:53
"Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk" dediler.
-
Enbiyâ, 21:54
İbrahim, "Andolsun, Siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.
-
Enbiyâ, 21:55
"Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen bizimle eğleniyor musun?" dediler.
-
Enbiyâ, 21:56
İbrahim dedi ki: "Hayır! Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir. O bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim."
-
Enbiyâ, 21:57
Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım.
-
Enbiyâ, 21:58
Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.
-
Enbiyâ, 21:59
Onlar, "Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir" dediler.
-
Enbiyâ, 21:60
(İçlerinden bazıları), "İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk" dediler.
-
Enbiyâ, 21:61
(Bir kısmı da) "O halde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler" dediler.
-
Enbiyâ, 21:62
(İbrahim gelince) "Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza ey İbrahim" dediler.
-
Enbiyâ, 21:63
Dedi ki, "Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa onlara sorun, bakalım!"
-
Enbiyâ, 21:64
Bunun üzerine birbirlerine dönüp, "Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz" dediler.
-
Enbiyâ, 21:65
Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve, "Andolsun bunların konuşmayacağını sen de bilirsin" dediler.
-
Enbiyâ, 21:66
İbrahim şöyle dedi: "Öyle ise siz, (hâlâ) Allah'ı bırakıp da, size hiçbir fayda, hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?"
-
Enbiyâ, 21:67
"Yazıklar olsun, size de; Allah'ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?"
-
Enbiyâ, 21:68
(İçlerinden bazıları), "Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilahlarınıza yardım edin" dediler.
-
Enbiyâ, 21:69
"Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve esenlik ol" dedik.
-
Enbiyâ, 21:70
Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. Fakat biz onları en çok zarar edenler durumuna düşürdük.
-
Enbiyâ, 21:71
Onu Lût ile beraber kurtarıp, içinde âlemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık.
-
Enbiyâ, 21:72
Ona İshak'ı ve ayrıca da Yakub'u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık.
-
Enbiyâ, 21:73
Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.
-
Hacc, 22:36
Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah'ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik.
-
Şuarâ, 26:69
Ey Muhammed! Onlara İbrahim'in haberini de oku.
-
Şuarâ, 26:70
Hani o babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti.
-
Şuarâ, 26:71
"Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz" demişlerdi.
-
Şuarâ, 26:72
İbrahim dedi ki: "Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?"
-
Şuarâ, 26:73
"Yahut size fayda veya zararları dokunur mu?"
-
Şuarâ, 26:74
"Hayır, ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk" dediler.
-
Şuarâ, 26:75
İbrahim şöyle dedi: "Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?"
-
Şuarâ, 26:76
İbrahim şöyle dedi: "Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?"
-
Şuarâ, 26:77
"Şüphesiz onlar benim düşmanımdır. Ancak âlemlerin Rabbi olan Allah dostumdur."
-
Şuarâ, 26:78
"O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir."
-
Şuarâ, 26:79
"O, bana yediren ve içirendir."
-
Şuarâ, 26:80
"Hastalandığımda da O bana şifa verir."
-
Şuarâ, 26:81
"O, benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır."
-
Şuarâ, 26:82
"O, hesap gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur."
-
Şuarâ, 26:83
"Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat."
-
Şuarâ, 26:84
"Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl."
-
Şuarâ, 26:85
"Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle."
-
Şuarâ, 26:86
"Babamı da bağışla. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır."
-
Şuarâ, 26:87
"(Kulların) diriltilecekleri gün beni utandırma!"
-
Şuarâ, 26:88
"O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!"
-
Şuarâ, 26:89
"Allah'a arınmış bir kalp ile gelen başka."
-
Şuarâ, 26:90
Cennet, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak.
-
Şuarâ, 26:91
Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, "Allahı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilecek.
-
Şuarâ, 26:92
Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, "Allahı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilecek.
-
Şuarâ, 26:93
Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, "Allahı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilecek.
-
Şuarâ, 26:94
Artık onlar ve o azgınlar ile İblis'in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar.
-
Şuarâ, 26:95
Artık onlar ve o azgınlar ile İblis'in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar.
-
Şuarâ, 26:96
Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler:
-
Şuarâ, 26:97
"Allah'a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."
-
Şuarâ, 26:98
Çünkü sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk."
-
Şuarâ, 26:99
Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı."
-
Şuarâ, 26:100
İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok."
-
Şuarâ, 26:101
"Candan bir dostumuz da yok."
-
Şuarâ, 26:102
Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak.
-
Şuarâ, 26:103
Elbet bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmiş değillerdi.
-
Şuarâ, 26:104
Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır.
-
Ankebût, 29:16
İbrahim'i de peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Allah'a kulluk edin, O'na karşı gelmekten sakının. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır."
-
Ankebût, 29:17
"Siz Allah'ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah'ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. Öyle ise rızkı Allah'ın katında arayın. O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz."
-
Ankebût, 29:18
"Eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir."
-
Ankebût, 29:24
(İbrahim'in) kavminin cevabı, "Onu öldürün veya yakın" demekten ibaret oldu. Allah da onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
-
Ankebût, 29:25
İbrahim onlara dedi ki: "Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah'ı bırakıp bir takım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkar edip tanımayacak; kiminiz kiminize lanet edecektir. Barınağınız cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır."
-
Ankebût, 29:26
Bunun üzerine Lût, ona (İbrahim'e) iman etti. İbrahim, "Ben, Rabbime (gitmemi emrettiği yere) hicret edeceğim. Şüphesiz o mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir" dedi.
-
Ankebût, 29:27
O'na (İbrahim'e) İshak'ı ve Yakub'u bahşettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. Ayrıca ona dünyada mükafatını da verdik. Şüphesiz o, ahirette de salih kimselerdendir.
-
Ahzâb, 33:7
Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh'tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa'dan da. Evet biz onlardan sapa sağlam bir söz almıştık.
-
Sâffât, 37:83
Şüphesiz İbrahim de onun taraftarlarından idi.
-
Sâffât, 37:84
Hani o, Rabbine temiz bir kalple gelmişti
-
Sâffât, 37:85
Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz neye tapıyorsunuz?"
-
Sâffât, 37:86
"Allah'ı bırakıp da bir takım uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?"
-
Sâffât, 37:87
"O halde Âlemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?"
-
Sâffât, 37:88
İbrahim yıldızlara baktı ve "Ben hastayım" dedi.
-
Sâffât, 37:89
İbrahim yıldızlara baktı ve "Ben hastayım" dedi.
-
Sâffât, 37:90
Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar.
-
Sâffât, 37:91
İbrahim onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: "Yemez misiniz?"
-
Sâffât, 37:92
"Ne diye konuşmuyorsunuz?"
-
Sâffât, 37:93
Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi.
-
Sâffât, 37:94
Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi.
-
Sâffât, 37:95
İbrahim şöyle dedi: "Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz?"
-
Sâffât, 37:96
"Oysa Allah sizi de, yaptığınız şeyleri de yaratmıştır."
-
Sâffât, 37:97
Kavmi, "Onun için bir bina yapın, (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın" dedi.
-
Sâffât, 37:98
Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en alçak kimseler kıldık.
-
Sâffât, 37:99
İbrahim şöyle dedi: "Ben Rabbime (onun emrettiği yere) gideceğim. O bana yol gösterecektir."
-
Sâffât, 37:100
"Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla."
-
Sâffât, 37:101
Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.
-
Sâffât, 37:102
Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi. O da, "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.
-
Sâffât, 37:103
Nihayet her ikisi de (Allah'ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: "Ey İbrahim!"
-
Sâffât, 37:104
Nihayet her ikisi de (Allah'ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: "Ey İbrahim!"
-
Sâffât, 37:105
"Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."
-
Sâffât, 37:106
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."
-
Sâffât, 37:107
Biz, (İbrahim'e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail'i) kurtardık.
-
Sâffât, 37:108
Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.
-
Sâffât, 37:109
İbrahim'e selam olsun.
-
Sâffât, 37:110
İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.
-
Sâffât, 37:111
Çünkü o mü'min kullarımızdandı.
-
Sâffât, 37:112
Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik.
-
Sâffât, 37:113
Onu da İshak'ı da uğurlu kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı, kendine apaçık zulmedenler de.
-
Sâd, 38:45
(Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an.
-
Şûrâ, 42:13
"Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!" diye Nûh'a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim'e, Mûsâ'ya ve İsâ'ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslam dini), Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.
-
Hadîd, 57:26
Andolsun, biz Nûh'u ve İbrahim'i peygamber olarak gönderdik. Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik. Onlardan kimi doğru yola ermiştir, ama içlerinden birçoğu da fasık kimselerdir.
-
Mumtehine, 60:4
İbrahim'de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, "Biz sizden ve Allah'ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah'a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir" demişlerdi. Yalnız İbrahim'in, babasına, "Senin için mutlaka bağışlama dileyeceğim. Fakat Allah'tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez" sözü başka. Onlar şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır."