Bu başlık altında (151) ayet bulunmaktadır.
-
A'râf, 7:103
Sonra onların ardından Mûsâ'yı, apaçık mucizelerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkar ettiler. Bak, bozguncuların sonu nasıl oldu.
-
A'râf, 7:104
Mûsâ dedi ki: "Ey Firavun! Şüphesiz ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."
-
A'râf, 7:105
Bana, Allah'a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.
-
A'râf, 7:106
Firavun, "Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım, şayet doğru söyleyenlerden isen" dedi.
-
A'râf, 7:107
Bunun üzerine Mûsâ asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.
-
A'râf, 7:108
Elini (koynundan) çıkardı. Bir de ne görsünler o, bakanlar için, bembeyaz olmuş.
-
A'râf, 7:109
Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: "Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır."
-
A'râf, 7:110
"Sizi yerinizden çıkarmak istiyor." Firavun ileri gelenlere, "Öyle ise siz ne düşünüyorsunuz?" dedi.
-
A'râf, 7:111
Onlar şöyle dediler: "Mûsâ'yı ve kardeşini (bir süre) beklet (haklarında bir işlem yapma) ve şehirlere toplayıcılar yolla."
-
A'râf, 7:112
"Bütün usta sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler."
-
A'râf, 7:113
Sihirbazlar Firavun'a geldiler. "Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükafat vardır, değil mi?" dediler.
-
A'râf, 7:114
Firavun, "Evet. Üstelik siz (ücretle de kalmayacaksınız) mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız" dedi.
-
A'râf, 7:115
(Sihirbazlar), "Ey Mûsâ!" Ya önce sen at, ya da önce atanlar biz olalım" dediler.
-
A'râf, 7:116
(Mûsâ), "Siz atın" dedi. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar. Büyük bir sihir yaptılar.
-
A'râf, 7:117
Biz de Mûsâ'ya, "Elindeki değneğini at" diye vahyettik. Bir de ne görsünler o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.
-
A'râf, 7:118
Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı.
-
A'râf, 7:119
Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi.
-
A'râf, 7:120
Sihirbazlar ise secdeye kapandılar.
-
A'râf, 7:121
"Âlemlerin Rabbine iman ettik" dediler.
-
A'râf, 7:122
"Mûsâ ve Hârûn'un Rabbine."
-
A'râf, 7:123
Firavun, "Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!" dedi. "Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. Göreceksiniz!"
-
A'râf, 7:124
"Mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da (ibret olsun diye) sizin tümünüzü elbette asacağım."
-
A'râf, 7:125
Dediler ki: "Biz mutlaka Rabbimize döneceğiz."
-
A'râf, 7:126
"Sen sırf, Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al."
-
A'râf, 7:127
Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: "Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Mûsâ'yı ve kavmini, bu ülkede fesat çıkarsınlar, seni ve ilahlarını terk etsinler diye bırakacak mısın?" Firavun, "Biz onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz?" dedi.
-
A'râf, 7:128
Mûsâ kavmine, "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır. Ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır" dedi.
-
Yûnus, 10:77
Mûsâ: "Size hak gelince, onun hakkında böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar, iflah olmazlar!" dedi.
-
Yûnus, 10:78
Dediler ki: "Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hakimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz."
-
Yûnus, 10:79
Firavun, "Bütün usta sihirbazları bana getirin" dedi.
-
Yûnus, 10:80
Sihirbazlar gelince Mûsâ onlara, "Atacağınızı atın (hünerinizi ortaya koyun)" dedi.
-
Yûnus, 10:81
Sihirbazlar atacaklarını atınca Mûsâ dedi ki: "Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez.
-
Yûnus, 10:82
Suçluların hoşuna gitmese de, Allah hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir."
-
Yûnus, 10:83
Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ'ya iman etmedi. Çünkü Firavun o yerde zorba bir kişi idi. O gerçekten aşırı gidenlerdendi.
-
İsrâ, 17:101
Andolsun, biz Mûsâ'ya apaçık dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Mûsâ onlara gelmiş ve Firavun da ona, "Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Mûsâ!" demişti.
-
İsrâ, 17:102
Mûsâ ise, "İyi biliyorsun ki, bunları ancak, göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Ey Firavun, ben de seni kesinlikle helak olmuş bir kişi olarak görüyorum" demişti.
-
Tâhâ, 20:47
"Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selam, doğru yola uyanlara olsun.' "
-
Tâhâ, 20:48
"Şüphesiz bize, azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu."
-
Tâhâ, 20:49
Firavun, "Sizin Rabbiniz kim, ey Mûsâ?" dedi.
-
Tâhâ, 20:50
Mûsâ, "Rabbimiz her şeye hilkatini (yaratılış özelliklerini) veren, sonra onlara yol gösterendir" dedi.
-
Tâhâ, 20:51
Firavun, "Ya geçmiş nesillerin hali ne olacak?" dedi.
-
Tâhâ, 20:52
Mûsâ şöyle dedi: "Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (levh-i mahfuzda yazılı)dır. Rabbim yanılmaz ve unutmaz."
-
Tâhâ, 20:53
"Rabbim, yeryüzünü size beşik yapan, orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir." Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri çift çift çıkardık.
-
Tâhâ, 20:54
Yiyin, hayvanlarınızı yayın. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren) deliller vardır.
-
Tâhâ, 20:55
(Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık, (ölümünüzle) sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız.
-
Tâhâ, 20:56
Andolsun, biz ona (Firavun'a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.
-
Tâhâ, 20:57
Şöyle dedi: "Ey Mûsâ! Sihrin ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?"
-
Tâhâ, 20:58
"Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle."
-
Tâhâ, 20:59
Mûsâ, "Buluşma vaktimiz, bayram günü, insanların toplandığı kuşluk vaktidir" dedi.
-
Tâhâ, 20:60
Bunun üzerine Firavun ayrılıp, hilesini kuracak sihirbazlarını topladı, sonra geldi.
-
Tâhâ, 20:61
Mûsâ onlara şöyle dedi: "Yazıklar olsun size! Allaha karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azap ile yok eder. Allah'a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır."
-
Tâhâ, 20:62
Sihirbazlar, işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular.
-
Tâhâ, 20:63
Şöyle dediler: "Şüphesiz bu ikisi, sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar."
-
Tâhâ, 20:64
"Öyleyse, hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra halinde gelin. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır."
-
Tâhâ, 20:65
Sihirbazlar: "Ey Mûsâ! Ya önce atmayı tercih edersin, ya da ilk atan biz oluruz" dediler.
-
Tâhâ, 20:66
Mûsâ: "Yok, (önce) siz atın" dedi. Bir de ne görsün, onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor.
-
Tâhâ, 20:67
Bunun üzerine Mûsâ içinde bir korku hissetti.
-
Tâhâ, 20:68
Şöyle dedik: "Korkma (ey Mûsâ!). Çünkü, sensin en üstün olan."
-
Tâhâ, 20:69
"Sağ elindekini (değneğini) at ki, onların yaptıklarını yutsun. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez."
-
Tâhâ, 20:70
(Mûsâ'nın değneği, sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve, "Hârûn ve Mûsâ'nın Rabbine inandık" dediler.
-
Tâhâ, 20:71
Firavun, "Demek, ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ'ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış, mutlaka göreceksiniz."
-
Tâhâ, 20:72
Sihirbazlar şöyle dediler: "Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. Artık sen vereceğin hükmü ver. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin."
-
Tâhâ, 20:73
"Şüphesiz ki biz; günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için, Rabbimize inandık. Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha kalıcıdır."
-
Tâhâ, 20:74
Şüphesiz, kim Rabbine günahkâr olarak varırsa, kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar.
-
Tâhâ, 20:75
Her kim de O'na salih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır.
-
Tâhâ, 20:76
Her kim de O'na salih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır.
-
Tâhâ, 20:77
(Firavun'un imana yanaşmaması üzerine) Mûsâ'ya, "Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır'dan) yürütüp çıkar. Yakalanmaktan korkmaksızın, endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç" diye vahyettik.
-
Tâhâ, 20:78
Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de, deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu.
-
Tâhâ, 20:79
Firavun halkını saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.
-
Mu'minûn, 23:47
Bu yüzden, "Kavimleri bize kul köle iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız" dediler.
-
Şuarâ, 26:10
Hani Rabbin Mûsâ'ya, "Zalimler topluluğuna, Firavun'un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?" diye seslenmişti.
-
Şuarâ, 26:11
Hani Rabbin Mûsâ'ya, "Zalimler topluluğuna, Firavun'un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?" diye seslenmişti.
-
Şuarâ, 26:12
Mûsâ şöyle dedi: "Ey Rabbim! Muhakkak ki ben, beni yalanlamalarından korkuyorum."
-
Şuarâ, 26:13
"Göğsüm daralır. Akıcı konuşamam. Onun için, Hârûn'a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap)."
-
Şuarâ, 26:14
"Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım."
-
Şuarâ, 26:15
Allah dedi ki, "Hayır, korkma! Mucizelerimizle gidin. Çünkü biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz."
-
Şuarâ, 26:16
"Firavun'a gidin ve deyin: "Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz",
-
Şuarâ, 26:17
"İsrailoğullarını bizimle beraber gönder."
-
Şuarâ, 26:18
Firavun şöyle dedi: "Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin."
-
Şuarâ, 26:19
"(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Sen nankörlerdensin."
-
Şuarâ, 26:20
Mûsâ şöyle dedi: "Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş bir halde iken (istemeyerek) yaptım."
-
Şuarâ, 26:21
"Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı."
-
Şuarâ, 26:22
"Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir."
-
Şuarâ, 26:23
Firavun, "Âlemlerin Rabbi de nedir?" dedi.
-
Şuarâ, 26:24
Mûsâ, "O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir."
-
Şuarâ, 26:25
Firavun, etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) "dinlemez misiniz?" dedi.
-
Şuarâ, 26:26
Mûsâ, "O, sizin de Rabbiniz, geçmiş atalarınızın da Rabbidir" dedi.
-
Şuarâ, 26:27
Firavun, "Bu size gönderilen peygamberiniz, şüphesiz delidir" dedi.
-
Şuarâ, 26:28
Mûsâ, "O, doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Eğer düşünüyorsanız bu, böyledir" dedi.
-
Şuarâ, 26:29
Firavun, "Eğer benden başka bir ilah edinirsen, andolsun seni zindana atılanlardan ederim."
-
Şuarâ, 26:30
Mûsâ, "Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?" dedi.
-
Şuarâ, 26:31
Firavun, "Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu," dedi.
-
Şuarâ, 26:32
Bunun üzerine Mûsâ, asasını attı, bir de ne görsünler asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.
-
Şuarâ, 26:33
Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.
-
Şuarâ, 26:34
Firavun, çevresindeki ileri gelenlere, "Şüphesiz bu bilgin bir sihirbazdır" dedi.
-
Şuarâ, 26:35
"Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?"
-
Şuarâ, 26:36
Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy.Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder."
-
Şuarâ, 26:37
"Sana bütün usta sihirbazları getirsinler."
-
Şuarâ, 26:38
Böylece sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler.
-
Şuarâ, 26:39
İnsanlara da "Siz de toplanır mısınız?" denildi.
-
Şuarâ, 26:40
"Umarız, üstün gelirlerse sihirbazlara uyarız" (dediler.)
-
Şuarâ, 26:41
Sihirbazlar gelince, Firavun'a, "Eğer biz üstün gelirsek gerçekten bize bir mükafat var mı?" dediler.
-
Şuarâ, 26:42
Firavun, "Evet, hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız" dedi.
-
Şuarâ, 26:43
Mûsâ onlara, "Hadi ortaya atacağınız şeyi atın" dedi.
-
Şuarâ, 26:44
Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz" dediler.
-
Şuarâ, 26:45
Mûsâ da asasını attı. Bir de ne görsünler, asâ onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor.
-
Şuarâ, 26:46
Bunun üzerine sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.
-
Şuarâ, 26:47
"Âlemlerin Rabbine inandık" dediler.
-
Şuarâ, 26:48
"Mûsâ'nın ve Hârûn'un Rabbi'ne."
-
Şuarâ, 26:49
Firavun, "Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım" dedi.
-
Şuarâ, 26:50
Sihirbazlar şöyle dediler: "Zararı yok, mutlaka Rabbimize döneceğiz."
-
Şuarâ, 26:51
"(Burada) ilk inananlar biz olduğumuz için şüphesiz Rabbimizin, hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz."
-
Şuarâ, 26:52
Biz Mûsâ'ya, "Kullarımı geceleyin yola çıkar, muhakkak ki takip edileceksiniz" diye vahyettik.
-
Şuarâ, 26:53
Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.
-
Şuarâ, 26:54
Dedi ki, "Bunlar pek az ve önemsiz bir topluluktur."
-
Şuarâ, 26:55
"Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar."
-
Şuarâ, 26:56
"Ama biz uyanık ve tedbirli bir topluluğuz."
-
Şuarâ, 26:57
Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.
-
Şuarâ, 26:58
Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.
-
Şuarâ, 26:59
İşte böyle yaptık ve onlara, İsrailoğullarını mirasçı kıldık.
-
Şuarâ, 26:60
Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular.
-
Şuarâ, 26:61
İki topluluk birbirini görünce Mûsâ'nın arkadaşları, "Eyvah yakalandık" dediler.
-
Şuarâ, 26:62
Mûsâ, "Hayır!, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir" dedi.
-
Şuarâ, 26:63
Bunun üzerine Mûsâ'ya, "Asan ile denize vur" diye vahyettik. Deniz derhal yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibiydi.
-
Şuarâ, 26:64
Ötekileri de oraya yaklaştırdık.
-
Şuarâ, 26:65
Mûsâ'yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık.
-
Şuarâ, 26:66
Sonra ötekileri suda boğduk.
-
Şuarâ, 26:67
Bunda şüphesiz bir ibret vardır. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi.
-
Şuarâ, 26:68
Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
-
Neml, 27:13
Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
-
Kasas, 28:36
Mûsâ onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar, "Bu ancak uydurulmuş bir sihirdir. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık" dediler.
-
Kasas, 28:37
Mûsâ, "Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler" dedi.
-
Kasas, 28:38
Firavun, "Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilahınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ'nın ilahına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum" dedi.
-
Kasas, 28:39
O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
-
Zuhrûf, 43:46
Andolsun, biz Mûsâ'yı mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o, "Şüphesiz ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim" demişti.
-
Zuhrûf, 43:47
(Mûsâ) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!
-
Duhân, 44:17
Andolsun, onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Onlara değerli bir peygamber (Mûsâ) gelmişti.
-
Duhân, 44:18
O şöyle demişti: "Allah'ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim."
-
Duhân, 44:19
"Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum."
-
Duhân, 44:20
"Şüphesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım."
-
Duhân, 44:21
"Bana inanmadınızsa benden uzak durun."
-
Zâriyât, 51:38
Mûsâ kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu açık bir delil ile Firavun'a göndermiştik.
-
Zâriyât, 51:39
O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve "Bu bir büyücü veya delidir" dedi.
-
Nâziât, 79:16
Hani, Rabbi ona mukaddes Tuvâ vadisinde şöyle seslenmişti:
-
Nâziât, 79:17
"Haydi Firavun'a git! Çünkü o azmıştır."
-
Nâziât, 79:18
"Ona de ki: İster misin (küfür ve isyanından) temizlenesin?
-
Nâziât, 79:19
Seni Rabbine ileteyim de ona karşı derinden saygı duyup korkasın!"
-
Nâziât, 79:20
Derken Mûsâ O'na en büyük mucizeyi gösterdi.
-
Nâziât, 79:21
Fakat o, Mûsâ'yı yalanladı ve isyan etti.
-
Nâziât, 79:22
Sonra sırt dönüp koşarak gitti.
-
Nâziât, 79:23
Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:
-
Nâziât, 79:24
"Ben, sizin en yüce Rabbinizim!" dedi.