Bu başlık altında (80) ayet bulunmaktadır.
-
Bakara, 2:48
Öyle bir günden sakının ki o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz. Onlara yardım da edilmez.
-
Bakara, 2:123
Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği günden sakının.
-
Bakara, 2:254
Ey iman edenler! Hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir.
-
Âli İmrân, 3:106
O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, "İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı tadın" denilir.
-
Âli İmrân, 3:107
Yüzleri ağaranlar ise Allah'ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
-
Enfâl, 8:37
Allah, pis olanı temizden ayırmak, pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
-
İbrâhîm, 14:31
İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar.
-
İbrâhîm, 14:42
Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları ancak, gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.
-
Nahl, 16:111
Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği, kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün.
-
Hacc, 22:2
Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş görürsün; halbuki onlar sarhoş değillerdir. Ne var ki Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
-
Şuarâ, 26:88
"O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!"
-
Şuarâ, 26:89
"Allah'a arınmış bir kalp ile gelen başka."
-
Rûm, 30:14
Kıyametin kopacağı gün, işte o gün mü'minler ve kâfirler birbirinden ayrılacaklardır.
-
Rûm, 30:43
Allah tarafından, geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru dine çevir. O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır.
-
Lokmân, 31:33
Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah'ın va'di gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın.
-
Zumer, 39:31
Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz
-
Zumer, 39:56
Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki, kişi, "Allah'ın yanında, işlediğim kusurlardan dolayı vay halime! Gerçekten ben alay edenlerden idim" demesin.
-
Zumer, 39:57
Yahut, "Allah beni doğru yola iletseydi elbette O'na karşı gelmekten sakınanlardan olurdum" demesin.
-
Zumer, 39:58
Yahut azabı gördüğünde, "Keşke benim için dünyaya bir dönüş daha olsa da iyilik yapanlardan olsam" demesin.
-
Gâfir, 40:18
Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu, (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır.
-
Şûrâ, 42:47
Allah'tan, geri çevrilmesi imkansız olan bir gün gelmeden önce, Rabbinizin çağrısına uyun. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır ne de (günahlarınızı), inkar edebilirsiniz!
-
Zuhrûf, 43:67
O gün Allah'a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar.
-
Duhân, 44:41
O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez.
-
Vâkıa, 56:7
Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
-
Vâkıa, 56:8
Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir!
-
Vâkıa, 56:9
Kötülüğe batanlara gelince; ne mutsuz kimselerdir!
-
Vâkıa, 56:10
(İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir.
-
Vâkıa, 56:11
(İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir.
-
Vâkıa, 56:12
Onlar, Naîm cennetlerindedirler.
-
Vâkıa, 56:13
Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir.
-
Vâkıa, 56:14
Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir.
-
Meâric, 70:10
(O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz.
-
Meâric, 70:11
Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.
-
Meâric, 70:12
Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.
-
Meâric, 70:13
Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.
-
Meâric, 70:14
Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.
-
Meâric, 70:15
Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz, cehennem derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.
-
Kıyâmet, 75:22
O gün bir takım yüzler aydındır.
-
Kıyâmet, 75:23
Rablerine bakarlar.
-
Kıyâmet, 75:24
O gün bir takım yüzler de asıktır.
-
Kıyâmet, 75:25
Bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacaklarını anlarlar.
-
Murselât, 77:13
Hüküm ve ayırım gününe.
-
Murselât, 77:14
Hüküm ve ayırım gününü sen ne bileceksin.
-
Murselât, 77:15
O gün vay yalanlayanların haline!
-
Murselât, 77:38
Bu, hüküm ve ayırma günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya toplamışızdır.
-
Nebe, 78:17
Şüphesiz hüküm ve ayırma günü belirlenmiş bir vakittir.
-
Nâziât, 79:8
O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.
-
Nâziât, 79:9
Onların gözleri (korku ile) inecektir.
-
Abese, 80:33
bu meal diğer sayfada verilmiştir.
-
Abese, 80:33
Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
-
Abese, 80:35
Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
-
Abese, 80:36
Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
-
Abese, 80:37
Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
-
Abese, 80:38
O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar,
-
Abese, 80:39
Gülerler, sevinirler.
-
Abese, 80:40
O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler.
-
Abese, 80:41
Onları bir siyahlık bürür.
-
Abese, 80:42
İşte onlar, kâfirlerdir, günaha dalanlardır.
-
Gâşiye, 88:1
Dehşeti her şeyi kaplayan felaketin haberi sana geldi mi?
-
Gâşiye, 88:2
O gün birtakım yüzler vardır ki zillete bürünmüşlerdir.
-
Gâşiye, 88:3
Çalışmış, (boşa) yorulmuşlardır.
-
Gâşiye, 88:4
Kızgın ateşe girerler.
-
Gâşiye, 88:5
Son derece kızgın bir kaynaktan içirilirler.
-
Gâşiye, 88:6
Onlara, acı ve kötü kokulu bir dikenli bitkiden başka yiyecek yoktur.
-
Gâşiye, 88:7
O, ne besler ne de açlıktan kurtarır.
-
Gâşiye, 88:8
O gün birtakım yüzler vardır ki, nimet içinde mutludurlar.
-
Gâşiye, 88:9
Yaptıklarından dolayı hoşnutturlar.
-
Gâşiye, 88:10
Yüksek bir cennettedirler.
-
Gâşiye, 88:11
Orada hiçbir boş söz işitmezler.
-
Gâşiye, 88:12
Orada akan bir kaynak vardır.
-
Gâşiye, 88:13
Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.
-
Gâşiye, 88:14
Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.
-
Gâşiye, 88:15
Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.
-
Gâşiye, 88:16
Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.
-
Zilzâl, 99:6
O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır.
-
Kâria, 101:1
Yürekleri hoplatan büyük felaket!
-
Kâria, 101:2
Nedir o yürekleri hoplatan büyük felaket?
-
Kâria, 101:3
Yürekleri hoplatan büyük felaketin ne olduğunu sen ne bileceksin?
-
Kâria, 101:4
O gün insanlar, her biri bir tarafa uçuşan küçük kelebekler gibi olacaktır.
-
Kâria, 101:5
Dağlar da atılmış renkli yünler gibi olacaktır.