Bu başlık altında (39) ayet bulunmaktadır.
-
İsrâ, 17:71
Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.
-
Vâkıa, 56:8
Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir!
-
Vâkıa, 56:27
Ahiret mutluluğuna erenler, ne mutlu kimselerdir!
-
Vâkıa, 56:28
(Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.
-
Vâkıa, 56:29
(Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.
-
Vâkıa, 56:30
(Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.
-
Vâkıa, 56:31
(Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.
-
Vâkıa, 56:32
(Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.
-
Vâkıa, 56:33
(Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.
-
Vâkıa, 56:34
(Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.
-
Vâkıa, 56:35
Biz onları (hurileri) yepyeni bir yaratılışta yarattık.
-
Vâkıa, 56:36
Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık.
-
Vâkıa, 56:37
Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık.
-
Vâkıa, 56:38
Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık.
-
Vâkıa, 56:39
Bunların birçoğu öncekilerden, bir çoğu da sonrakilerdendir.
-
Vâkıa, 56:40
Bunların birçoğu öncekilerden, bir çoğu da sonrakilerdendir.
-
Vâkıa, 56:83
Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize!
-
Vâkıa, 56:90
Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, "Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!" denir.
-
Vâkıa, 56:91
Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, "Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!" denir.
-
Hâkka, 69:19
İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: "Gelin, kitabımı okuyun!"
-
Hâkka, 69:20
"Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum."
-
Hâkka, 69:21
Artık o, hoşnut bir hayat içindedir.
-
Hâkka, 69:22
Yüksek bir cennettedir.
-
Hâkka, 69:23
Onun meyveleri sarkar (kolaylıkla devşirilebilir).
-
Hâkka, 69:24
(Onlara şöyle denir:) "Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için."
-
Müddessir, 74:38
Herkes kazandığına karşılık bir rehindir.
-
Müddessir, 74:39
Ancak ahiret mutluluğuna eren kimseler başka.
-
Müddessir, 74:40
Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: "Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu?"
-
İnşikak, 84:7
Kime kitabı sağından verilirse,
-
İnşikak, 84:9
Sevinçli olarak ailesine dönecektir.
-
İnşikak, 84:10
Fakat kime kitabı arkasından verilirse,
-
İnşikak, 84:11
"Helâk!" diye bağıracak ve alevli ateşe girecektir.
-
Beled, 90:12
Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?
-
Beled, 90:13
O tutsak bir boynu çözmek(köle azat etmek) tir.
-
Beled, 90:14
Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
-
Beled, 90:15
Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
-
Beled, 90:16
Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
-
Beled, 90:17
Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye edenlerden, birbirine merhameti tavsiye edenlerden olanlar var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir.
-
Beled, 90:18
Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye edenlerden, birbirine merhameti tavsiye edenlerden olanlar var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir.