Bu başlık altında (49) ayet bulunmaktadır.
-
Ra'd, 13:38
Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır.
-
Yâsîn, 36:2
(Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur'an'a andolsun ki sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin.
-
Sâffât, 37:3
Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.
-
Sâd, 38:1
Sâd. O şanlı, şerefli Kur'an'a andolsun (ki o, Allah sözüdür).
-
Zâriyât, 51:1
Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
-
Zâriyât, 51:2
Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
-
Tûr, 52:2
Tûr'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
-
Tûr, 52:3
Tûr'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
-
Tûr, 52:5
Tûr'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
-
Tûr, 52:6
Tûr'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
-
Kalem, 68:1
Nûn. (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin.
-
Müddessir, 74:32
Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.
-
Müddessir, 74:33
Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.
-
Müddessir, 74:34
Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.
-
Kıyâmet, 75:1
Kıyamet gününe yemin ederim.
-
Kıyâmet, 75:2
(Kusurlarından dolayı kendini) kınayan nefse de yemin ederim (ki diriltilip hesaba çekileceksiniz).
-
Murselât, 77:1
Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
-
Nâziât, 79:1
Andolsun (kâfirlerin ruhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara,
-
Nâziât, 79:2
Andolsun (mü'minlerin ruhlarını) kolaylıkla alanlara,
-
Nâziât, 79:3
Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere,
-
Nâziât, 79:4
Derken, öne geçenlere,
-
İnşikak, 84:16
Yemin ederim şafağa,
-
Burûc, 85:1
Burçlarla dolu göğe andolsun,
-
Burûc, 85:2
Va'dedilmiş güne (kıyamete) andolsun,
-
Târık, 86:1
Göğe ve târıka andolsun.
-
Fecr, 89:1
Tan yerinin ağarmasına andolsun,
-
Fecr, 89:2
On geceye andolsun,
-
Fecr, 89:3
Çifte ve teke andolsun,
-
Fecr, 89:4
Geçip giden geceye andolsun (ki, müşrikler azaba uğrayacaklardır).
-
Şems, 91:1
Güneşe ve onun aydınlığına andolsun,
-
Şems, 91:2
Onu izlediğinde Ay'a andolsun,
-
Şems, 91:3
Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun,
-
Şems, 91:4
Onu bürüdüğünde geceye andolsun,
-
Şems, 91:5
Göğe ve onu bina edene andolsun,
-
Şems, 91:6
Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun,
-
Şems, 91:7
Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
-
Şems, 91:8
Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
-
Leyl, 92:1
(Ortalığı) bürüdüğü zaman geceye andolsun,
-
Leyl, 92:2
Açılıp aydınlandığı zaman gündüze andolsun,
-
Duhâ, 93:1
Kuşluk vaktine andolsun,
-
Duhâ, 93:2
Karanlığı çöktüğü vakit geceye andolsun ki,
-
Tîn, 95:1
Tîn'e ve zeytûn'a andolsun.
-
Tîn, 95:2
Sinâ Dağına andolsun,
-
Tîn, 95:3
Bu güvenli şehre (Mekke'ye) andolsun ki,
-
Âdiyât, 100:1
Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
-
Âdiyât, 100:2
Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
-
Âdiyât, 100:3
Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
-
Âdiyât, 100:4
Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
-
Âdiyât, 100:5
Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.